Süleyman Deveci: Agade´nin Lanetlenmesi ve Bizim Gutiler

naramsin (2) - Kopie.jpg

 Akad imparatorluğunun kurucusu I. Sargon, namı diğer Kral Büyük Sargon ünlü bir yazıtta, aslında bir kralın kadeh taşıyıcısı olduğuna değinmeksizin kendisi hakkında şöyle der:

„Ben Agade’nin kralı büyük kral Sargon!

Annem yüksek bir rahibe idi, babamı bilmiyorum.

Yüksek rahibe annem beni gizlice doğurdu.

Beni bir kamış sepete koydu, onu ziftle kapladı.

Beni nehre bıraktı, dışarı çıkamayacaktım.

Nehir beni sürükleyerek su çekici Akki’ye götürdü.

Akki beni sudan çıkardı, kendi oğlu gibi büyüttü. „

Tablet ve yazıtların nasıl bulundukları, kaç tanesinin bugüne kadar okunduğu, Kral I. Sargon, kralın Hz. Musa ile benzerliklerini, nasıl bir kralın kadeh taşıyıcısıyken krallığa yükseldiğini bir yana ve başka makalelere bırakırsak eğer, burada bahsettiği Agade´nin Akad, diğer bir başka söylemle Akkad olduğunu belirtmek gerekir. Kaynaklar Agade´nin başkent olduğunu, imparatorluğun da adını buradan aldığı konusunda hemfikirler. Zamanın Paris´i veya New York´u gibi düşünülmelidir. Abartı zannedilmesin tüm Sümer ülkesinde toplanan vergilerin burada toplandığı biliniyor. Evler tıka basa altın, gümüş ve kıymetli taşlarla dolu. Zenginlik, sefahat, bohem hayat o biçim.

Akad krallarından en meşhuru Sargon´un yansıra torunu Naram Sin´dir. Meşhurluğunu tabiki bugüne kadar kalan, dahası ele geçirilen tablet ve kalıntılara, bir de devraldığı imparatorluğu daha da genişletmiş olmasına borçludur. İmparatorluğu Sargon kurmuşsa da onu genişletip büyütenin Naram Sin olduğunu tarih bize söyler. O da dedesi gibi saldırgan ve yayılmacı bir dış politika izler. Halep´i, Ebla´yi ele geçirir. Orada bulunan krallığa son verir. Anadolu´ya geçtiği, Talhatum´a gittiği, Amed´de bunu kanıtlarcasına kralın figürünü taşıyan zaferini simgeleyen dikili bir taş olduğu söylenir. Şahsen tam nerededir ben bilmiyorum. Dede Sargon Anadolu´ya geçerken o dönemde Mardin civarında yasayan yine ilk atalarımızdan olan Hurrilere karşı çarpışmıştır. Geleneği torun da devam ettirir. Anadolu´da bulunan 17 krallığın birleşerek Naram Sin´e karşı savaştıkları, yine Hurrilerin bu istilacıların saldırılarına maruz kaldıklarını ama yenildiklerini tabletler bize aktarır.

Boynuz kulağı aşar misali torun dedeyi aratmaz. Doğu, batı, güney, kuzey de ilerler, önüne gelen irili ufaklı krallıkları, devletçikleri tarumar eder. Sonrası kibir (hybris), kendini dev aynasında görmedir. Dede Sargon nasıl unvanının önüne dünyanın, dört yönün, bucağın kralı gibi adlandırmalar koymuşsa, torun da tanrılığını ilan edip “Agade´nin Tanrı Kralı” olur. Zaferini taçlandıran dikilitaş bugüne kadar gelmiş, batıda müzelerde sergilenmektedir. Aşağıdaki resimde yerde yatanların, yani yenilgiye uğratılmışların Kürtlerin ilk atalarından Lullubiler oldukları biliniyor. Gutilerin böylelikle Lullubilerle ve Hurrilerle çağdaş olduklarını biliyoruz. Hatta birçok kaynaklar Lullubilerin Gutilerin akrabaları ve savaşçı kavimleri olduğunu yazar. Fırat’ın (Akad´ın ) batısındaki Mariler (Batılılar) ile doğusundaki Subartularla (Doğulular) da Naram Sin ile düşmanca ilişkiler içerisindedir.

İlginçtir Gutilere Sümerlerin ilk evrelerinde rastlıyoruz. İlk kayıtlara geçen kralın tabletlerinde “dağların akrep ve yılanları”, en çok da “dağların ejderhaları” diye geçiyorlar. Sonra Akadlar Sümerleri tarihe gömüyorlar, onların da sayısız tabletlerinde Gutilere değiniliyor. En azından onlara karşı yürütülen savaşlar veya zaferlerini cömertçe yansıtıyorlar. Sonra Gutiler Akadları tarihin çöplüğüne atıyorlar. Son Sümer evrelerinde Gutiler yeniliyor, egemenlikleri sona erdiriliyor. Ama onların da çok sonrasında Gutilerden ve çağdaşı kabilelerden tabletler söz etmeye devam ediyorlar.

Konuya dönecek olursak kendisini ilah ilan eden Naram Sin zamanın Zeus´u denilebilecek Tanrı Enlil´e adeta başkaldırırcasına onun Ekur´daki (Dağ Evi) kutsal tapınağına saygısızlık eder, Nippur yerle yeksan edilir. Tapınağı bugünkü Kâbe, Nippur´u da Mekke olarak düşünülmeli. Yağma, talan ve hakaretten nasibini alan kutsal topraklar kirletilir. Bahsi geçen lanetin bu büyük hakaretten sonra gerçekleşmesi, hem de bunun Gutiler aracılığıyla gerçekleşmesi, Enlil´in intikamını almak için önce başını kaldırıp yüksek dağlara söyle bir baktığını ve oralarda yaşayan dağların kartallarını ya da ejderhalarını, hiç kimsenin egemenliğini tanımayanları yani Gutileri gönderdiği yazılıp söylenir. Sümer kaynaklarında sayısız tablette anlatı böyle gerçekleşse de tarih çarpıtıcıları boş durmazlar. Gutilerin şanlı sembollerini lekelemek isterlercesine Akadların çöküşünü kuraklığa, kaosa, hatta volkan patlamasına buna paralel olarak değişen ani iklim koşullarına bağlamaya çalışanları bile vardır. Benzer bilim adamlarının Naram Sin in Nemrud olduğunu ve Hz. İbrahim´in düşmanı olduğunu veya Kral Sargon´un Hz. Musa´dan sonra yaşadığını, onun hayatındaki izleri taklit ettiklerini de iddia etmeleri dikkat çeker. Gerçek gelecekte, gelecekte elde edilecek bilimsel bulgularda olacaktır.

Bir Sümer duasında, dahası bedduasında şunlar dile getirilir, bu lanetlemeyi Enlil´in öfkesini yatıştırmaya çalışan sekiz tanrının yaptığını ünlü Amerikalı Sümerolog Kramer bize “Tarih Sümerle Başlar” yapıtında anlatır:

„Ah, cesur Enlil, senin şehrini yıkan şehir, senin şehrin gibi olsun.

Senin Giguna’nı yıkan (şehir) de, Nippur gibi olsun.

O şehirde çukurları kafatasları doldursun, burada hiç yakınlık duyulan kişi bulunmasın.

Kardeş kardeşi tanımasın.

Bakireler odalarında kendilerini dövsün.

Babalar evlerinde kendi ölmüş karıları için acı çığlıklar atsın.

O kişi çukurunda güvercinler gibi ağlasın, o kişi bulunduğu boşlukta yutulmuş duruma dönsün.

O kişi dehşet durumdaki bir güvercin gibi telaş içinde olsun“

Ve tanrıların laneti tabi ki gerçekleşir:

Ve düşüncesiz ve aşksız kalan insan kan emici barbar bir yaratığa dönüştü…

Kuzularımızın yerine çocuklarımız boğazlandı…

Mezopotamya’nın nehirleri ve sulama kanallarında su yerine oluk oluk kan aktı…

Sarayların, surların ve evlerin kerpiçleri kendi çukurlarına geri döndü…

Yüreği ferahlatan çiçeklerin yerine, yabani dikenli otlar türedi…

Zagros dağlarının ejderhaları Gutiler, yerle bir ettiler güzelim Agade şehrini…

Evet, düşünce Agadeyi terk etti…

Bir gelin kızın baba evini terk edişi gibi…

Ve sonrasında aşk tanrıçası İştar terk etti… ‘

Ve düşünce ile aşkın terk edişi Agade şehrine felaketi getirdi…

Böylece ilahi adalet gerçekleşmiş olur. İki yüzyıllık imparatorluk tarihin karanlık sayfalarına gönderilir. Olayın efsane yanı böyle. Sınıf kavgası gözüyle bakanlar için tarihin doğal işleyişinden başka bir şey değil. Şiirin tamamının yaklaşık 300 dize olduğu ve hepsinin günümüze aktarıldığını söylenir. Bulursam yayınlayacağım kesin.

Bu arada Akadları masum ve uygar gösterip Gutileri yağmacı Araplara veya Moğollara benzetmeye çalışanların tarih bilinci sıfırın altındadır. Akadlar her şeyden önce Sümer kültürünü yağmalayıp yok eden, uyanıklık yaparak ama onu birebir taklit eden, sonra dört yöne saldıran istilacı, saldırgan ve savaşçı bir hanedanlık sürdürmüşlerdir. Akadlar o topraklara geldiklerinde Sümerler ile Gutilerin o topraklarda binyıllardır yaşadıklarını ele geçen kalıntılar ispat etmeye yeter de artar. Bazı kaynaklar Gutilerin büyük kavimler göçü döneminde Gutium´a geldiklerini iddia etseler de, çoğu Kürt kökenli araştırmacı onların ilk insanlar kadar eski olduklarını ve bugüne kadar hep o topraklarda yaşadıkları konusunda hem fikirdirler. Sümerlerden de eski.

Bilindiği üzere Akadlar bildiğimiz Samilerdir. Samilerin Arabistan´dan başka topraklara yaptıkları ilk tarihsel istiladır bu. İkinci dalga Ammuriler (Amoritiler), rivayete göre bunlar zaman içerisinde bizim o bölgedeki yerleşik Hurrilerin bir kısmıyla kaynaşıp Asurluları oluşturacaklardır, üçüncü dalga ise Babil dönemindeki Arami istilalarıdır sadece göç diye tanımlamak bu halkları masumlaştırmaz. Savaşçıdırlar, at arabalarıyla savaşta yamandırlar. Bunların yüzyıllar sonra yine geldikleri topraklara saldırdıklarını, Kenanilere ettikleri zulmü Yahudi tarihini az çok okuyanlar bilirler. Akadların ilk geldikleri dönemde kendi kültürleri yoktur, dahası mevcut binlerce yıldır hem yukarı hem de aşağı Mezopotamya’ya egemen olan Sümerlerin her türlü işleyişini ve bilgisini öğrenerek birebir kopyalamışlardır. Ayrıca o topraklara dışarıdan gelip yerleştiklerini de görmezden gelemeyiz. Yani asıl emperyalist, yağmacı ve istilacı olanlar Akadların ta kendisidir.

Günümüze kadar elde edilen veriler ışığında olaya diktatör bir rejimin, neredeyse vahşi ve barbarlar diye adlandırılan bir kavimce ortadan kaldırılması, şanlı imparatorluklarının tarihin çöplüğüne gönderilmesi diye bakılması, en tarihsel olanı ve gerçeğe yakın tanımlanması olacaktır. Bugün ile benzerliklerini, ortaklıklarını, ortak yanlarını varın siz bulun. Tabletlerinin birinde hatta bir Guti kadın kumandanın on bin savaşçıya komuta ettiğinden Türkiye’de akademik çevrelerden sayısız kanıt ve kaynak gösterilir. Tabi resmi tez Gutilerin de, Sümerlerin de Türk oldukları yönündedir.

Yukarıdaki şiir biçimindeki alıntıların ne olduğunu, daha detaylı ve kapsamlı halini, kimin tarafından nasıl bulundukları, çözüldükleri, günümüz diline nasıl aktarıldıkları gelecek makalelerin konusu.

Süleyman Deveci, 20.10.2016

 

 

Advertisements

Ein Gedanke zu “Süleyman Deveci: Agade´nin Lanetlenmesi ve Bizim Gutiler

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s