Süleyman Deveci: Mehmet Uzun- Abdalın Bir Günü (Rojek Ji Rojên Evdalê Zeynikê)

_Abdalin

Mehmet Uzun: Abdalın Bir Günü (Rojek Ji Rojên Evdalê Zeynikê)

Mehmet Uzun bu saygın anlamlı ve değerli çalışmasında Ehmedê Fermanê Kîkî´nin ağzından bizlere, günümüze ve geleceğe meşhur Kürt dengbêjlerinden Evdalê Zeynikê´nin yaşamından kısa kesitlerin verildiği en yalın ve sıradan övgü ile tatlı bir edebiyat şöleni sunar. Saygıdeğer Selim Temo´nun Kürtçe´den çevirdiği eser roman dense de adeta iç içe geçmiş öyküler silsilesidir, Dr. Abdulrehman Qasimlû ile Dr. Nureddîn Zaza´nın anılarına adanmış bu romanda başlarken okuyucuyu Kürdistani bir his, düşünce ve merakın sarmalları kuşatır. Sanki Ehmedê Xanî´nin : “.. Kürtler asla yetkinlikte az değiller. Ve fakat kimsesiz ve mecalsizdirler. Hepsi birden cahil,bilgisiz değil ki. Amma öyle yoksul ve sahipsizler ki” dizelerine karşı durmak istercesine ölü ya da ölmek üzere olan bir toprağın altından unutulmuş bir dili, onlarca öyküyü, heyecanı, doğa betimlemelerini, Kürt ruhunu, dünyasını harmanlayıp güncelleştirir Uzun.

Dengbêjlerin dünyasına girmeden, girilmeden ne Ehmedê Fermanê´yi anlamak mümkün ne de kahramanımız Evdalê Zeynikê´yi. Dünyaya geldikleri anda kulaklarına Kürt ninnileri ile yaşama gözlerini açmış, yürümüş, emeklemiş, koşmuş, öğrenmiş, büyümüş, kavga etmiş, ezilmiş, gözlemlemiş, anlamış, aktarmış bu insanlar, varsa yoksa elimizdeki edebiyatımızın isimsiz ama ölümsüz emekçileri, sonsuza kadar sevgi, saygı ve hürmet ile anılacak, anlatılacak koca bir ordunun sıra neferleri. Yazı yabancı Kürde, o gündür bu gündür Mehmet Uzun ile kırılmaya çalışılan bir inat, heves ve hatta gelecek kokan hiçte yavan olmayan bir umut.

Ehmedê Fermanê öyküsüne Kürdistan´ın Birinci Dünya Savaşı sonrası bölünmesi ile başlıyor, Kürt kahramanlık destanları, masalları, stranları ile büyüyen anlatıcı kendi akrabalarından defalarca duyup dinlediği Evdalê Zeynikê´nin yaşamını, yani bir Kürt mirinin alışılmış dengbêjlerinden birini, Gulê´nin aşığını anlatır. Uzun´un profesyonel yazım ve anlatı ustalığı hemen göze batar. Öykünün aslında kimin olduğu gibi polemikler gereksiz, yararsız ve Evdalê Zeynikê´nin verdiği ısı ve ilhamın gücünün umurunda değildir ve olmamalıdır. O Kürtlerin yüzlerce ölümsüz, isimsiz kahramanlarından biridir, katledilmiş, toprağın karanlık ve belki en verimsiz derinliklerine bir zamanlar gömülmüş ve edebiyatçılarımızın el emeği ile, toplu iğne ile belki yıllarca emek ve çaba ile bulup kazıyarak çıkarttıkları çalışmaların ürünüdür. Kaldı ki Uzun bugün kollektiv olarak hepimizindir, Kürtlerin dışında bütün insanlığa mal olmuştur.

İlhamını, yaşam sevincini ve kaynağını Sîpanê Xelatê´den, yani yine her Kürt gibi dağdan alan Evdal söze gelir, Gulê ile sağlıklı, eşit ve paylaşımcı aşkını anlatır, oğul Temo kısa bir süre sonra ailenin ilk erkek çocuğudur, ve bir gün bir yerlerden bulup eve getirdiği yaralı bir Turna´ya gösterilen duyarlılık ve sevgi bilinen Kürdün genel tanımıdır. Uzun´un ustalığında iç içe geçmiş öykülerin anlatımı stilinde Xecê ile Siyabend´in aşkını ve hemen akabinde Tavbanû Meyro ile Bengîn´i, bu aşk öykülerinin bir kez daha anlatılıp dillendirilmesinin zevkini yaşarız, bu arada önemsiz bir dip not gibi göze çarpsa da böylesi bir öykünün anlatımının günlerce hatta haftalarca sürdüğünü okuyucu aklından çıkarmamalı, bu anlamda modern İnternet, Play Station ya da tv gibi insanları oyalayan, bilgilendiren, heyecandan heyecana sürükleyen, tabiri caiz tanımı ile aynı zamanda sayısız öğretici öğe ile dolu bir edim, sıradışı bir ozanlık yapılan. Sonunda Mir Tahar Xan´ın huzurunda günlerce süren bilinen dengbêj atışmalarının verdigi sonuçla Evdal bir daha göremez. Temo evlenir, eve yeni bir evlatlık alınır.

Evdal´ın karanlık yılları Kürdistan´ın Osmanlının ağır zulmü ve saldırısına denk gelen döneme getirilir, Mir sürgün edilir ve orada ölür, yerine işbirlikçi bilinen malum devletçi hatta bilinen bugünkü Korucubaşı zalim Egîd Beg türer. Yetimlerin öyküsü okuyucuyu Laleş´e Ezidi Kürtlerinin onurlu duruşuna getirir, tanıştırır bizleri. Her arayan Kürd gibi Mehmet Uzun´da Kürtlerin bu damarının şaşırtıcı özelliklerini, başeğmez ve teslim olmaz kararlılıklarına en Kürt damarına hayranlık duyar ve bunu saklama ihtiyacı da hissetmez.

Gerçekten de bir sabahtan ertesi sabahın içine yerleştirilmeye çalışılan öyküler silsilesinde romanda dost turnanın yeniden kendini göstermesi tekrardan kazanılan sağlıktan öte büyük bir umudun gerçekleşmesi olarak da değerlendirilebilir. Mehmet Uzun aramızda yok artık, ama sayısız değerli eserleriyle hala aramızda, yanı başımızda bilgece bize gülümsüyor. Hangi Kürt bu ve benzeri çalışmalarıyla ondan öte bir örnek olabilir insanlığa?
Süleyman Deveci,   2008

Advertisements

Ein Gedanke zu “Süleyman Deveci: Mehmet Uzun- Abdalın Bir Günü (Rojek Ji Rojên Evdalê Zeynikê)

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden /  Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden /  Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden /  Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden /  Ändern )

Verbinde mit %s