Süleyman Deveci: Ekrem Cemil Paşa- Muhtasar Hayatım

Ekrem Cemil Paşa: Muhtasar Hayatım

Vefatından bir yıl önce (1973) seksen iki yaşında iken kaleme aldığı “Muhtasar Hayatım” isimli otobiyografisinde Ekrem Cemil Paşa 1891 yılında Amed´de doğduğunu, babası Cemil Paşazade Kasım Bey hayata gözlerini yumduğunda 11 yaşında olduğunu, ailesinin derin ve köklü bir tasvirini ve aile üyelerinden kimlerin nerelere nasıl dağıldığını anlatarak kendi öyküsüne başlar.

Özel tutulan hocalar tarafından diğer aile üyesi çocuklar gibi üç yıl evde okutulduktan sonra Askeri Reşidiye okulunda yedi yıl okuyan Ekrem Cemil Paşa ailesinden sekiz genç ile birlikte İstanbul´a gönderilir. Babası Cemil Paşa´nın 1912 yılında da matematik dersinde gösterdiği üstün başarıdan dolayı Avrupa´ya yüksek öğrenimini görmesi için gönderildiğini bu yıllarda İbrahim, Cevdet, Kadri, Şemseddin ve kendisi ile oğullarının sayısının beşi bulduğunu yazar.

ekremcemilpasa.jpg

Eylül 1989´da Brüksel Kürt Enstitüsü´nce yayınlanan ve çok kötü hatta berbat bir Türkçe herhalde çevirisi ile piyasaya sunulan hatıralarda Ekrem Cemil Paşa okul yıllarına, çocukluğuna ve köy hayatına değin önemli ve değerli bilgiler verir. İstanbul´daki yaşamı ile kıyaslamalar yapar, ailesine ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulunduktan sonra 1908 yılında okulda yaşanan bir olayı şöyle anlatır: “…Okulda Kürt talebelerin sayısı onbeşi bulmuştu. Günler, aylar geçtikce Kürt, Türk soğukluğu, sevimsizliği artıyordu. Bir gece, bu karşıt iki gurup arasında ciddi bi kavga oldu. İdare heyetinin müdahalesiyle kavga nihayet sonra erdi. Okul müdürüne haber verildi, çünkü Kürt´lerden hiç bir yaralı olmamasına rağmen, Türk´lerden beşinin kafası yarılmıştı…” Bilindiği üzere 1912 yılında Hêvi Kürt Talebe Cemiyeti resmen kurulur. Ekrem Cemil Paşa´nın amcaoğlu Kadri Cemil Paşa İstanbul Üniversitesi öğrencilerinden oluşan bu örgütün kurucu ve yöneticilerindendir. 200´e yakın öğrenci Hêvi´ye kayıt olur, bu öğrenci örgütü önce “Roj Kurd” ismiyle, bunun yasaklanmasından sonra “Hetawi Kurd” ismiyle haftalık gazeteler yayınlar. Örgütün ilk başkanı Cemil Paşazade Ömer Bey´dir.

Daha sonra Avrupaya öğrenimlerini görmeye giden Cemil Paşa´nın çocukları vasıtasıyla Hêvi´nin Cenevre, Lozan ve Münich´de şubeleri açılır. 1914´de Birinci Dünya Savaşı´nın başlamasıyla Avrupa üniversitelerindeki bütün Osmanlı üniversitelileri İstanbul´a davet edilir. Ekrem Cemil Paşa birçok aile üyesiyle beraber dönenler arasındadır. Birkaç aylık Almanların verdiği askeri eğitimden sonra topçu başçavuşu olarak kıtası Kafkas cephesi denilen Erzurum´a gönderilir. Buradan da bir yıl sonra Muş´a nakledilir. Burada yaralanmasından sonra da Amed´e askeri hastaneye sevkedilir. Bu yıllarda bu yörelerde dolaşan İnönü ve Mustafa Kemal´e değin bir çok anlatımda bulunan Paşa Amed´deki yaşamını ayrı bir bölümde ele alır.

Savaşın bitmesine yakın bir sürede Amed´de diğer Kürt aydınları ile birlikte Kürdistan Cemiyeti´nin kuruluşunda bulunur. Ekrem Cemil Paşa hatta şehirde bulunan Keldani Patrikhanesi´nden yepyeni henüz kullanılmamış küçük bir matbaa satın aldığını, “Gazi” (Çağrı) isimli dört sayfalık bir gazeteyi bununla çıkardıklarını yazar. Savaş yıllarındaki Kürt dünyasının perişanlığını, yıkımı, maddi ve manevi kayıplara gazetelerinde derin ve kapsamlıca değindiklerini aktaran Paşa o yıllarda da bugünkü gibi Kürt aydınlarının özverilerine ve çalışkanlıklarına değinir. Ailesi ve kendisi nezdinde Amedlilerin o yıllarda Mustafa Kemal´e kanmayışları, inanmayışlarını, uzak ve mesafeli duruşlarını ayrıntılarıyla anlatan Ekrem Cemil Paşa, başlı başına Kürdistan Cemiyeti´nin Kemalcilerle daha cumhuriyetin kuruluşundan önceki döneminde yaşanan keskin çelişkilere ve baskılara yer verir.

Amed´i terkederek on silahlı adamı ile önce İngiliz işgali altındaki Urfa´ya gelen Paşa buradan Halep´e geçer. Burada Kamuran ve Celadet Bedirhanlar ile İngiliz binbaşısı Major Noel ile karşılaşır. Buradan Belçika´ya geçip yarım bıraktığı yüksek öğrenime devam etmek isteyen Paşa, ulusal hizmeti kişisel çıkara tercih ettiğini yazar. Çok değil bir kaç gün sonra burada tanıştığı bu önemli şahıslarla Antep´e gelir. 1919 yılında Malatya´da Kürdistan Cemiyeti´ni örgütlemekle meşguldürler. Burada karşılaştıklarını uzun uzun anlatan Paşa, daha sonra Urfa, Halep, Mersin seyahatlerinden sonra vapurla İstanbul´a geri döner. İstanbul´da önce Babıali caddesindeki “Jin” gazetesine gider. İngiliz işgali altındaki İstanbul´da Kürdistan Teali Cemiyeti´nde faaliyetlerde bulunur, yine İstanbul Üniversitesi´ndeki Kürd öğrenci birliği Hêvi´nin seçildiği fahri başkanlığını yapar. Paşa bu dönemde siyaset ile değil Kürd dili ve edebiyatı ile uğraştıklarını anlatır.

İlginçtir bu dönemdeki özellikle 1917´de Amed civarında Mustafa Kemal´in nasıl Kürtlere karşı arkadan vurarak savaştığını, Sevr´in ilanından sonra ise Kürdistanın bütün illerine yeni talimatnameler ve propaganda çıkartması yaptırarak bu vatanı beraber ele ele kardeşçe savunup kurtardıklarının propagandasını yaptığını anlatır. 1920 yılında İstanbul´u bir gemi ile terk eden Paşa Antalya´ya gider. İtalyanların işgali altındaki bu şehirin birkaç gün içinde anlaşılarak Mustafa Kemal ordusuna verilmesi ile palalı, bıçaklı ve baldırıçıplak efelerin eline esir düştüğünü anlatan Paşa, birkaç gün sonra geri İstanbul´a dönerek canilerin elinden kurtulduğunu yazar ama nasılına değinmez. 1921´de sahte evraklarla seyahat eden Ekrem Cemil Paşa, Pire, İskenderiye, Kahire, Port Said, Aden, Karaçi, Basra, Bagdat ve Musul´a gider. Buradan Amed´e köylerine onyedi gün yaya yürüyerek ulaşır. Beş aydan fazla şehirde ve civarında Kürtlük, Kürtçülük propagandası yapan Ekrem Cemil Paşa halktan yeteri ilgi ve desteği görmez. Yine bir Kürt ihaneti sonucu hem de babasının hapisten, idamdan kurtardığı biri tarafından uzun zamandır peşinde olan Türklere teslim edilir. 1922 kışını 1500 kadar siyasi mahkum ile birlikte taş bir binada geçirir. Davaya Ankara İstilal Mahkemesi bakmaktadır. Amed´den nüfuzlu ailelerin tavsiyesi ve Mustafa Kemal´e gönderilen önemli mektuplar sonucu Ekrem Cemil Paşa mahkemece bırakılır ama Ankara´da zorunlu ikamete tabi tutulur.

Paşa´nın anlatımları doğru dürüst kronolojik bir sıra ve belirli bir sistematiği izlemediği için zaman ve mekan bir çok yerde çalakalem galiba aklına geldiği biçimi ile verilmeye çalışılmış. Sonradan hatırlananlar olunca durduk yere geriye bir zamana ve olaya dönülmüş. Yinede Kürt tarihçileri için özellikle yakın tarih araştırmacıları için altın bir hazine niteliğindeki anlatımlarında bize Mustafa Kemal politikalarının 1926 yılı itibarı ile Kürdistan´da çok zalimane icraatler yaptığına ayrıntılarıyla değinir. 1929 yılında Amed´e gönderilen Paşa buradan gizlice kaçarak Cemal Paşa´nın diğer torunları ile yani Hoybun´un kuruluşundan iki yıl sonra Suriye´ye sığınırlar.

Buraya geldiklerine Hoybun´u dağılmış bulduklarını anlatan Paşa, üç ay içinde yoğun bir çalışma ile örgütü yeniden canlandırır aktif hale getirirler. Ağrı İsyanı´na destek verirler. “Hawar”ı çıkartıp yayınlarlar. 1939´dan sonra Hoybun´un siyasi temsilcisi Ekrem Cemil Paşa´dır. 1946 yılına kadar bu görevini yürüten Paşa, bu yılda ilan edilen Mahabad Kürd Cumhuriyeti´nden sonra diğer Kürt yapılanmaları gibi buraya iltihak ederler.

Süleyman Deveci

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s