Süleyman Deveci: Yitik Bir Aşk ve Öyle Bir İsyan

Yitik Bir Aşk ve Öyle Bir İsyan

Kürt edebiyatına dair eserleri eleştirirken genel geçer kurallar ve işleyiş nasılsa öyle ele alınması gerekir diyenler çoğunlukta ve haklılar. Ezilen bir ulusun sanatçıları olmak yetersizliklere, yetmezliklere mazeret olamaz. Lafımı hemen uzatmadan söyleyeyim, roman da diğer edebi ürünler gibi umut vermek, iyimser olmak zorundadır. Sanatın ilerlemesi, her bir ustanın geçmişdekilerin bıraktığı miras zincirine yeni bir halka olması hayata neşe, umut, ve sevinç kattıkları için olmuştur.

Mehmet Uzun´un “Yitik Bir Aşkın Gölgesinde” adlı yapıtını yıllar önce okuduğumda da aynı benzer duyguları hissetmiş, değerli üstadın saygın emeğine gölge düşmesin diye olumsuz bir şeyler karalamayayım diye kalemime hakim olmuştum. Belki de yazdım, zulada bir yerlerde ama hiçbir yerde yayınlamadım. Gelinen noktada edebi anlamda böylesi duygusal saçmalıklara kapılma lüksümüzün olmadığını hayat bize ispatladı. Romanımızın gelişmesi için daha çok eleştirilere ihtiyaç olunduğu her yazarca itiraf ediliyor.

Roman üstadın en başarısız yapıtı. Her yazar gibi, her roman gibi aşk ana tema. Kürtlükden kaynaklanan bir de zorlama isyan sözkonusu. Cumhuriyetin ilk yıllarıdır. Kürt aydınları ve Kemalist yeni düzene muhalif yığınla insan sürgüne gider veya gönderilirler. Vanlı Memduh Selim Bey geriye dönüş anlatılarla okuru adım adım o yıllara götürür. Bedirhan kardeşler, İhsan Nuri Bey, Hoybun, Antakya, Suriye, Beyrut, İstanbul ve Avrupa arasında mekik dokuruz.

Üsluptaki nezaket, sakin anlatılar, kısa ama güçlü cümleler, kolay okunurluk göze çarpar. Teslim etmek gerekir ki Mehmet Uzun hemen her romanında farklı deneyleri başarıyla uygulamaya çalışan nadir yeteneklerden biridir. Ama dediğim gibi üstadın en karamsar, kişisel olarak küstahlık sayılmazsa eğer, en başarısız romanını okura sunar.

Yazar bizi İhsan Nuri Paşa önderliğindeki Ağrı isyanına götürür. Memduh Bey´in güdük verilen aşkına bir de başlı başına ayrı bir roman olabilecek Cumhuriyet sonrasının önemli isyanlarından birini yine güdük ve yetersiz anlatılarla bize aktarır.

Eserin Kürtçe yorumu ve değerlendirmesini Kürtçe yazan arkadaşlara bırakmak lazım. Ama Türkçe´ye çevirisi, Yaşar Kemal´in gereksiz ama arkadaşça övücü ifadelerine rağmen nitelikli ve kalıplı ebatlarda değildir. Çünkü üstadın anlatımlarında ne o isyanın derinliklerine inmek mümkündür, ne de aşk acısıyla kıvranan Kürt aydınının ruh halinin detayları doyurucu olmuştur.

Yazarın eserini yazdığı yıllar, eserin piyasaya çıktığı dönemdeki siyasi atmosfer, Kürtçe´nin böylesine çaplı bir konuda ne şekilde ne kadar kullanıldığı gibi unsurlar göz önüne alındığında yazarı kutlamak tabiki zorunluluk. Ama rahmetli Mehmet Uzun´un buram buram karamsarlık, yenilgi, yılgınlık kokan bu yapıtını okurken insan ister istemez, yine rahmetli Orhan Kemal´in Eskici ve Oğulları’nı hatırlıyor.

Savaş ve aşk denilince ister istemez insan “Savaş ve Barış”taki her olumsuzluğa karşı mutlu biten aşkları düşünüyor. Memduh Selim Bey ile Feriha´nın aşkı ve isyana değin anlatılanlar ne kadar da zayıf kalıyor. Oysa yeni yazılan bir roman geçmişte yazılanların en iyisi olmak zorunda. Ki ancak o zaman iyi bir roman diyebilelim.

Şiir de, öykü de, anılar da, denemeler de olduğu gibi romanda da karamsarlığa ve yenilgiye yer yok. Edebiyat gibi roman da biat etmez. Teslim olmaz. “Yitik Bir Aşkın Gölgesinde” yenik bir roman çalışması olmuş. Daha ötesi yok.

14.09.2016

yitik

Bu yazıyı yayınlayıp yayınlamamam konusunda ikircikli bir ruh halindeyken, geçenlerde, o yazdığım ilk değerlendirmeyi buldum. Sekiz yıl önce aynı roman hakkında şunları yazmışım:

Mehmed Uzun: Yitik Bir Aşkın Gölgesinde (Siya Evînê)

İlk defa Kürtçe Siya Evînê olarak 1989 yılında yayınlanan Mehmed Uzun´un bu üçüncü romanı Muhsin Kızılkaya tarafından çevrilip Yitik Bir Aşkın Gölgesinde adıyla Türkçe ilk baskısını 1995 yılında yapmış. Konu yine sürgün, özlem, kavga, derin umutlar, geleceğe değin karartılmasına izin verilmeyen arzular, öfkeler, beklentiler. Usta yazar Mehmed Uzun bu yapıtında Kürd aydını Memduh Selim Bey´in hikayesini bize anlatır. Romanın Kürtçe değerlendirilmesi farklı yerlere oturtulması Uzun´un doğal bir hakkıdır, yeni dönem çağdaş Kürt romancıları arasındaki saygın yeri buna o hakkı tabi olarak vermektedir. Ama edebi anlamda genel bir değerlendirmeyle Yitik Bir Aşkın Gölgesinde Mehmed Uzun´un en başarısız romanıdır denilebilir.

Memduh Selim Bey yakın Kürd tarihinin en hareketli, bol isyanlı kanlı canlı ölüm, ihanet ve kahramanlığın ayyuka çıktığı bir döneminin bizzat şahidi olmasına rağmen kitapta muhafazakar da olsa oldukça tek düze, sıradanlaştırılmış, basit ve neredeyse standartların altında bir Kürd direnişçisiyle karşılaşırız. Mehmed Uzun tarihi gerçekliklere alabildiğine sadık kalmaya çalışarak yarattığı kahramanını dar, mevcut ve bilinen kalıplara sokmuş, oturtmuş, bu kalıpların dışına çıkmasına bilerek bilmeyerek izin vermemiştir. Edebiyatta hele hele romanda ki en büyük tehlikelerden birine yenilmiş, nerede kurgu, fantazi, nerede doğal gerçek, bilinen tarih sınırları ötesine gitmeye cüret etmemişdir.

Mehmed Uzun´un büyük ve zengin bir anlatı ustası olduğunu, iyi bir romancı olduğunu, yaratıcı ve çok yönlü bir üretkenliğinin olduğunu dünya alem biliyor. Memduh Selim Bey´in 1922 yılından 1976 yılına kadar ki yaşam kesidini sürgünde yitirilen büyük Kürt sanat savaşçısı Yılmaz Güney´e adadığı bu romanında verirken, alabildiğine yalın bir dil kullanıyor, oldukça sıradan, sıkmayan, daraltmayan bir ifade stili. Ki Uzun´un o dönemde yeni arayışlar içerisinde olduğuna da ciddi bir kanıt. Bir isyan düşünelim, hatta birden çok, zira Kürt büyüğü Memduh Selim Bey birden çok isyanın tanığı, bizzat katılımcısı, mağlubu, pes etmek bilmeyen yılmaz savaşçısı. Uzun bunu vermede haddinde fazla yetersiz. Ki o dönemin isyanların heyecanını, sürükleyiciliğini, gerilimini arayanlar sıkılırlar, hatta hayal kırıklığına da uğrayabilirler. Anlatılanlar bilinen genel geçer tarihsel cümleler.

Uzun, Memduh Selim Bey´in aşkını anlatırken de oldukça yetersiz. Romandan anlaşılan Memduh Selim Bey hiç de öyle ihtiraslı, deli dolu, fırtınalı bir aşkı olmadığı. Varsa da bunu vermede, hissettirmede duygu ve düşüncelerimizin diplerine salmada bayağı yüzeysel ve doygun olmaya uzak bir anlatım fukaralığına yakalanmış. Yitik olmayan aşk mı var dedirtircesine doğal bir kayıp. Gerçi yenilen isyanın hüznüne yitik bir aşkı yerleştirmek istemek kurgusu başlı başına heyecan verici. Ama beklentiler bu anlamda iki kat daha fazla sıradan bir okuyucu olarak. Yani hem isyanı, savaşı, yenilgiyi okumak istemek, hem de büyük bir aşkı, ve bunun hazin sonunu. Roman maalesef bu iki iyi düşünülmüş ama kötü hazırlanmış gerçek kurguyuyu vermeye uzak ve epeyce yüzeysel kalmış.

Mehmed Uzun´un yeni ve farklı anlatım tarzı döneminin kurbanı olmuş bu romanın ileride de oldukça tartışılacağı kesin. Şimdiye kadar okuduğum en başarısız Mehmed Uzun klasiği, ama bu romanın modern Kürt Edebiyatı´nda ki yeri ve önemini, ne azaltır ne daraltır. Sıfırın altındaki bir dil ile daha önce bir elin parmaklarını geçmeyecek deneylerin, yaşanmış tecrübelerin üzerinde yola çıkmaya çalışan neredeyse zifiri bir karanlıkta her an sönebilecek bir mumun ışığında yolunu arayıp bulmuş ve dünya yazın tarihine geçmiş büyük yazar. Ama her yazarın her zaman iyi dahası doygun şeyler yazmadığı eserleri de olmuştur. Yitik Bir Aşkın Gölgesinde işte böylesi bir çalışma olmuş.

2008

Süleyman Deveci

 

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s