Yazar Reyhan Yıldırım ile Söyleşi

Sohbetlerimiz bu defa İstanbul’lu bir öykücü ile devam ediyor: Yazar Reyhan Yıldırım. Birden çok üniversiteyi bitirmiş akademisyen yazar, uzun zamandır edebiyatla uğraşıyor. Öykülerinden, atölyelerinden ve edebi dergilerden tanıdığımız yazar dostumuz siz okurlarımız için şunları anlattı:

ry - Kopie.jpg

– Pirtûk û Wêje: Kısaca eserlerinizi ve kendinizi tanıtır mısınız, okurlarımız sizi bir de sizden duysun istiyoruz?
– Reyhan Yıldırım: İstanbul doğumluyum. İstanbul Teknik Üniversitesi Metalürji ve Malzeme Mühendisliği bölümünü okudum. Ancak metal değil, bilişim sektöründe çalıştım. Emekli olduktan sonra sosyal bilimler alanında gelişmek istedim. Felsefe Lisans eğitimimi tamamladım. Halen Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde Felsefe Yüksek Lisans programına devam ediyorum. Derslerim bitti. Biyoetik-biyoiktidar ilişkisini irdeleyen tezimle uğraşıyorum.

Bu süreçte edebiyatla hep sıkı bir ilişki içinde oldum. İki kitap yazdım. İlk öykü kitabım ‘Bazıları Çok Üşür’ 2007, ikinci öykü kitabım ‘Boynumda Bir Dize İnci’ ise 2016 yılında yayımlandı.

Çeşitli edebiyat verimlerine yazılarımla katkıda bulundum: Şimdi Seni Düşünüyorduk-Selim İleri Armağan Kitabı (Doğan Kitap, 2008), Bozcaada Öyküleri (Yitik Ülke, 2009), Son Otobüs (Pupa Yayınları, 2010), Kadın Öykülerinde Doğu (Sel Yayınları, 2011), 1. Çağdaş Kadın Yazarlar Sempozyumu Ayla Kutlu Kitabı (İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi, 2012), Kadınların Ruh acıları (Nezih-Er Yayınları, 2014), Öyküden Çıktım Yola (Aylak Adam, 2014) gibi.

Varlık, Eşik Cini, Notos, Bugünden Edebiyat, Öykü Teknesi, Lacivert, Roman Kahramanları, Edebiyat Nöbeti, Kül Öykü, Kum Öykü, Yeni Yazı, Akköy, Rüzgâr, Paylaşım, Portreler, Sabitfikir, Radikal Kitap, Çevrimdışı İstanbul, Büyük E Fanzin gibi sanat-edebiyat dergi ve ortamlarında kuramsal yazılarım, kitap tanıtımlarım, öykülerim ve öykü yakın okumalarım yayımlandı.

Öykücülerimiz üzerine detaylı incelemeler, yakın okumalar ve sunumlar içeren Öykülü Perşembeler, dünya edebiyatından bana unutulmaz gelen öyküleri hatırlatmayı amaçlayan ÖyküMola, bir çeşit rehberlik amacı güden Edebiyatta Şenlik Var gibi etkinlikler; sinema, mitoloji, psikoloji ve kurmacayı bir araya getiren atölyeler düzenledim.

2015 yılında Çanakkale’ye taşındım. 2016 ve 2017’de 14 Şubat Dünya Öykü Günü Çanakkale kutlamalarının düzenleyicisi oldum. Ayrıca Çanakkale Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Girişimi’nin üyesiyim. Çeşitli etkinliklerimizde bizzat konuşmacı olarak da görev aldım.

– Pirtûk û Wêje: Edebiyattan ne anlıyorsunuz, edebi anlayışınızın genel bir çerçevesini çizer misiniz?
– Reyhan Yıldırım: Kışkırtma, başkaldırma, kendini gerçekleştirme, haz… Edebiyatı hem kendimi bulduğum, hem kendimi kurduğum, hem de pek çok amaçla dünyayla buluştuğum bir sanat dalı olarak görüyorum. Okurken yaşadığım gerçekliğe dair bilgim artıyor, zihnim açılıyor, görüşüm netleşiyor. Yazarken yazının tamamlanma çabasına hayranlıkla eşlik ediyorum; dilin olanaklarını keşfetmeyi, bilinçaltımın kullanıma sokmak üzere biriktirip beklettiği hazineyi açığa çıkarmayı mucizevi buluyorum. Yazdıklarımın eleştirdiğim düzeni dönüştürecek bir dokunuşa, bir çeşit eyleme dönüşmesi ihtimalini ise ayrıca çok seviyorum.

– Pirtûk û Wêje: Kurgu mu ilk tercihiniz yoksa daha çok toplumsal gerçekçilik mi ağır basıyor? Yazarken birbiri arasındaki sınırları ve bağları nasıl görüyorsunuz?
– Reyhan Yıldırım: Toplumsal olanı önce soyutlayıp sonra kurarak somutlamaktan yanayım. Tıpkı bir pergel gibi, ayağımın biri daima gerçeklikte; diğeri ise, daha etkili ifade etmenin olanakları araştırıyor, kurgu da dahil. Problem edindiğim içeriği kendimde ve/ya okurda arzuladığım etkiyi bırakacak biçimle buluşturmak için de zaman harcıyorum. Çoğunlukla kurgu ve toplumsal gerçeklik eriyip ‘bir’ olarak katılaşıyor. Size ‘Halepçe’ adlı öykümü örnek vereyim. Birçok açıdan, birçok şekilde yazılabilecek bu öykü, beni ereğime üç kelime ile ulaştırıyor: ‘Elma dersem çıkma!” Topu topu üç kelimenin, bir halkın masum, nerdeyse çocuksu merakıyla saf kötülüğün buluştuğu o anı hatırlatmayı başararak insanı huzursuz edebilme gücüne vurgunum. Burada kurgu söylenmeyende içkin. Bu bağlamda sorunuzdaki tercih seçeneklerinin üstünü örterek şunu söyleyeceğim: Duyarsızlığımızı ve verildiği şekliyle sahiplendiğimiz şemalarımızı çatlatabildiği, gerçekliği görünürleştirdiği için edebiyat!
– Pirtûk û Wêje: Siyasetin edebiyat ürerindeki etkileri hakkında neler düşünüyorsunuz? Bağ ve ilişkiler nerede başlıyor, nerede bitiyor? En sağlıklı izlenmesi gereken yol sizce nasıl olmalı?
– Reyhan Yıldırım: Bence insan, insan olma payesini yaşadığı gerçekliğe müdahale ettiği oranda kazanır. Toplumsal ve kültürel üst yapıyı belirlediği kesin olan irade; yasaklar, dayatmalar, algı yönetimi ve yıldırma gibi çeşitlendirilmiş araçlarla insanın katılım hakkının önünü kesmeyi deneyebilir. Bununla birlikte benim inancıma göre eleştirel düşünmek, sorgulamak, daha iyi, ileri olanı aramak, hedeflemek, yaratıcılığı duruşla kalibre edecek bir omurga sertleştirmek… direnmek, olma yolundaki insanın özlenen nitelikleridir. İzlenecek en sağlıklı yol, edebiyatla siyaset arasındaki kurucu ilişkiyi bu tutumla, umutla ve emekle tersine çevirmektir.

ry.jpg

– Pirtûk û Wêje: Kürt romanı sizce var mı? Varsa birkaç örnek verebilir misiniz? Yoksa sizce bunun nedenleri neler? Her basılan romana roman diyebilir miyiz? Türk romanıyla aralarında büyük farklar var mı?
– Reyhan Yıldırım: Kürt romanı olmaz olur mu? Gerçi bildiğim, Kürtçe Edebiyat içinde romanın görece genç bir tür olduğu. Benim anladığım, buna, Kürtlerin yerleşik olduğu coğrafyaların, lehçelerin, alfabelerin çeşitliliği; birbirleriyle iletişimlerinin eksikliği; bulundukları bölgelerdeki egemenlerin yaşam şartlarını ve dolayısıyla da sanat iklimini zora koşan politikaları neden olmuş. Ancak Kürt aydınlarının ve sanatçılarının özverili çabaları sürüyor. Üstelik roman’ın yeni neslin daha dışa dönük yüzüne hizmet edecek bir tür olduğunu da düşünüyorum. Zamanla daha çok sayıda, özellikle daha genç Kürt yazarın yapıtlarına ulaşabileceğimizden kuşkum yok.

İnsanlığın düşünce tarihindeki gelişmelere, halkların kültürlerine ve elbette kendilerini gerçekleştirdikleri mücadelelere karşı duyarlı ve meraklı olduğum için ben de Kürt Edebiyatını elimden geldiği kadar takip etmeye çalışıyorum. Yalnız şunu belirteyim; ben Kürtçe ve Türkçe yazan yazarları Kürt Edebiyatı şemsiyesi altında toplayanlardanım. Hemen aklıma gelen isimleri sayacak olursam: Mehmed Uzun, Yaşar Kemal, Murathan Mungan, Suzan Samancı, Yavuz Ekinci… Hepsi de edebiyatları beni etkileyen yazarlar. Hemen hemen bütün kitaplarını okumuşumdur. Türkçe ustalıklarıyla, miras aldıkları zengin kültürel birikimleriyle Yaşar Kemal ve Murathan Mungan daha gençken mayama karılan, beş duyumla doyamadan okuduğum yazarlar. Mehmed Uzun’la ilk tanışmam 1997’de bir söyleşi kitabıyla olmuştu. Büyük mücadelesini öğrendikten sonra romanlarına çok merak duydum. Ama elbette erişebildiğim romanlarını Türkçe çevirilerinden okudum.
Kuşkusuz her basılana roman denemez. Türün gereklerini yerine getirmesi şartı aranır. Kürt Edebiyatında belki misyon üstlenerek, tekrara düşerek, taklit ederek, Kürt dilinin olanaklarını değerlendiremeyerek, didaktik ve benzeri yazan yazarlar vardır. Ben Kürtçe okuyamadığım, bu konuya bir edebiyat okuru olmaktan öte eleştirel bakamadığım, zaten her yapıta da ulaşamadığım için size örnek vererek katkı sunamıyorum.
Romanlar arasında farklar görüyorum elbette. Zoru, güzeliyle Kürt coğrafyasına hâkim doğa, muazzam sözlü birikim ve onun dili, benimsenmiş çok kültürlülük, baskı, savaş, pek çok sürgün deneyimi, süreğen varlık mücadelesi, ölümle dirsek teması, yas, görev duygusu ve benzeri öğeler Kürt romanını Türk romanından ayrıştırıyor. Kürt romanının farklılığı olarak değişik önceliklerden ve bir çeşit mücadele estetiğinden söz edebiliriz sanırım.

– Pirtûk û Wêje: Kürt öykücülüğü denilince aklınıza ilk ne geliyor? En beğendiğiniz öykü ve öykücüden bahsedebilir misiniz?
– Reyhan Yıldırım:Nureddin Zaza’yı, Cigerxwin’i biliyorum. Fakat aslında aklıma ilk gelenler modern zamanlarda Türkiye’de üreten öykücüler, Yavuz Ekinci gibi. Ekinci’yi 2007 veya 2008’den beri takip ediyorum. Her yeni kitabını çıkar çıkmaz (bazılarını çıkmadan) okumuşumdur. Kitapları üzerine epey yazı da yazdım. Bana İsmail Deyin ve Sırtımdaki Ölüler son derece etkilendiğim öykü verimleriydi arkadaşımın. Kimi öykülerindeki kimi betimlemeler, zihnimde gayet kalıcı imgeler halinde yer etmiştir. Hiç görmediğim o yerleri ve insanları rüyamda görebilirim. Bana İsmail Deyin’deki bütün öyküleri, Sırtımdaki Ölüler’deki Her Şey Bitti veya Sırtımdaki Ölüler gibi öykülerini örnek gösterebilirim. İzeddin Mustafa Resül’ün ‘Bir Şair Düşünür ve Mutasavvıf Olarak Ehmede Xani ve Mem ü Zin’ adlı kitabını onun yapıtlarından birinde yer alan kaynakçadan öğrenip okuduğumu hatırladım şimdi. Ama o, romandı.

Suzan Samancı’da örnek verebileceğim etkileyici öykücülerden bir diğeri benim için. Aklıma hemen gelen kitabı Reçine Kokuyordu Helin.

– Pirtûk û Wêje: Kürt edebiyatının handikapları hakkında neler düşünüyorsunuz? Genel anlamda edebiyattan çok mu farklı sorunları? Engelleri aşma konusunda sizin ne gibi önerileriniz olurdu?
– Reyhan Yıldırım: Genel anlamda edebiyattan çok farklı sorunları var, evet. Sorunuzu Türkiye için yanıtlayacak olursam, her şeyden önce okullarda okutulmayan bir dilin edebiyatı olduğunu söyleyebilirim. Hatta bazı ailelerin kimi çekincelerle çocuklarına Kürtçe’yi hiç öğretmediğine bizzat ben tanık oldum. Kısacası Kürtçe, kültürü sözlü aktarmak bakımından çok zengin bir dil olmasına rağmen yazılı edebiyat yapmak ve modern dünyayı kucaklamak bakımından gerekli nitelikleri geliştirecek ortamı bulamamıştı ve sulanmayan bir çiçek gibi solup gitmeye yüz tutmuştu. Yetmişlerden bu yana Kürt aydınlarının gösterdiği takdire şayan çaba can suyunu dilin kılcallarında yeniden yükseltti. Fakat ne olursa olsun, bu biraz benim Rusça öğrenip öykü yazmaya çalışmamı andıran bir durum. Yani dilin tüm olanaklarıyla edebiyatın üretimine katılması özellikle yeni başlayanlar için zaman alacaktır sanıyorum.

Bildiğim kadarıyla Türkiye’de bir Kürt dili kurumu yok.

Kürtlerin kendi aralarında da iletişim güçlüğü çektiği biliniyor. Ortak kültür miraslarına tümüyle eriştiklerini söylemek mümkün müdür acaba? Bu bağlamda değerler, gelenek ve görenekler, anılar … eksilen bir şeyler olmuştur, olmaktadır mutlaka.

Kürtçe kitap basan yayınevleri yeterli mi? Emin değilim. Kürt okurların sayısı tatmin edici mi? Türk okurlar aşırı milliyetçi duygularla Kürt yazarlarını okumaktan imtina ediyor olabilir mi?

Kısacası okuduklarımdan ve varsayımlarımdan yola çıkarak Kürtçe yapıt vermek kararlılığındaki yazar dostlarımın işinin pek kolay olmadığını düşünüyorum. Travmaların, onları sanat yapmak konusunda kısıtlayıp edebiyata bir görev gibi yaklaşmaya zorlaması ihtimalinden hiç söz etmedim bile.

Bunlar benim algıladıklarım. Önerim mücadeleyi yükseltmek olabilir. Esas olarak sistemi tartışmalıyız.
– Pirtûk û Wêje: Kürt edebiyatında eleştiri nasıl olmalı? Siz bir yazar olarak bu konuda neler söyleyebilirsiniz ve yazarlarla veya eserleriyle nasıl bir empati kuruyorsunuz?
– Reyhan Yıldırım: Yaratıcı çabayı teşvik eden, tekrara düşülen durumları dikkate getiren, farklı biçim arayışlarına heveslendiren, heyecanı canlı tutan yapıcı eleştiriler gerekecektir diye düşünüyorum. Metinleri yaratıldığı koşullar ve dilin süreci içinden okumak, gelişmeyi merak etmek, Kürtçe yazmakta olan Türkiyeli genç yazarlara vazgeçmeden tekrar eden şanslar tanımak… Yazılı eleştiri metinleri de büyük değer katacaktır. Fakat bütün bu söylediklerim afaki. İşin uzmanı değilim.

– Pirtûk û Wêje: Kürt yazarının en büyük sorunu sizce nedir? Ekonomik, sosyal ve kültürel anlamda. Türk yazarı ile arasındaki farklılıklar çok mu büyük?
– Reyhan Yıldırım: Kültürel ve sosyal sorunlardan söz etmiş olduk zaten. Ekonomik sorunlar derseniz, bazı Kürt dostlara bu söyleyeceğim abartılmış gelecektir belki, ama hiç fark yok. Otuzlu yaşlarımın ortasından bu yana hayatımı sürdürebilmek için neler çektiğimi bir ben bilirim. Nihayetinde sorunların kaynağı sömürü düzeni. Hiçbirimizin gözünün yaşına bakmıyor. Kimde ne ve ne kadar varsa, hepsini alabileceği enstrümanlarla geliyor üzerimize. Farksızlığımızın farkına varabilsek…
– Pirtûk û Wêje: Yazarlar arasında nasıl bir dayanışma olmalı? Dünyanın her yerinde yazarların bir araya gelip oluşturabildikleri yazar birlikteliklerini Kürt ve Türk yazarları neden gerçekleştiremiyorlar? Meydana gelen yapılanmalar neden kısa bir süre sonra hep dağılıp yok oluyorlar. Bu konuda ortak noktalar bulmak gerçekten zor mu?
– Reyhan Yıldırım: Kendi adıma böyle bir birlikteliğin oluşmaması için sebep göremiyorum. Yazarlar birbirlerinin gerçekliğine ve verimlerine saygı duydukları, yazar birliğinin sürdürülmesi için, her örgütlü yapıda olduğu gibi, farklılıkları ayrışma fırsatı olarak değerlendirmek yerine zenginlik kabul edip olumladıkları sürece problem çıkmamalı. Bu kabul; iyi niyet, merak ve safsatalarla iş görmeyen zihin ister. Böylesi isterler, istisnasız tüm yazarların, ortamdaki yegâne ‘kırıcı’nın mevcut emperyalist düzen olduğunu bilmesini gerektirir. Düzeni ve provokatörlerini saf dışı etmek için kullanılacak yöntemleri ortak akılla saptamak, ‘dil, din, ırk, cinsiyet…’ tüm ayrıştırıcıların üstüne sınıfı koymak, tüm liberal saldırıları paratoner gibi çekip toprağa yapıştırmak, öfkeyi daima gerçek müsebbibine yönlendiren uygulamada dayanışmak, elbette hedefin can çekişirken gerçekleştireceği çaresiz salvolarına yürekli bir şekilde direnmek, beraberliğin devamını garantileyecektir. Yazar birliğinde ya da coğrafyada yapılması gereken budur: birlikten başlayarak tüm coğrafyada boyun eğmeyenlerin umudunu ve esas olarak sınıf mücadelesini büyütmek.

– Pirtûk û Wêje: Teşekkürler eder çalışmalarınızda başarılar dileriz.

13.03.2017

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s