Dilawer Zeraq: Mirina Bêsî (Gölgesiz Ölüm)

dzk

Yazar Dilawer Zeraq, planladığı üçlemenin ikinci kitabı ‘Mirina Bêsî’de, yine kayıpların insan ruhunda bıraktığı acının izdüşümlerini takip ediyor.Kürt yazar Dilawer Zeraq’ın ‘’Mirina Bêsî (Gölgesiz Ölüm)’’ adlı romanı çıktı.. Zeraq, ‘’Dört parça Kürdistan’ın ruhunu birleştirerek yazdım’’ dediği romanında, ‘’kayıp’’ temasını işliyor. Romanını, öyküsünü anlattığı Kürt siyasetçi Vedat Aydın’a ithaf eden Zeraq, ‘’Öldürenin de, ölenin de ortada olmadığı bir yerde ölüm de kayıptır’’ diyor.‘’Mirina Bêsî’’ adlı ikinci romanında anlattığı üç yaşam öyküsünü bir üçgenin köşelerine benzeten yazar Dilawer Zeraq, katili ise ‘’üçgenin ağırlık merkezi’’ olarak tanımlıyor. Romanını ‘’Katilin gölgesi ölene düşer’’ sözüyle özetleyen Zeraq ile Mirina Bêsî’yi ve Kürt edebiyatını konuştuk.

‘’Mirina Bêsî’’ adlı romanınız 3 öyküden oluşuyor. Romanda işlenen 3 öykünün ortak paydada buluşmayışı ve birbirine bağlanmayışı kitabınıza öykü demeyi gerektirmiyor mu?
Mirina Bêsî’nin felsefesi bir kişinin öldürülüşü ve ölenin de, öldürenin de bir anda yok oluşunun ruh halimizde yarattığı acının izdüşümüdür. Öldürenin de, ölenin de ortada olmadığı bir yerde ölüm de kayıptır. Maktulün de katil kadar kayıp olduğu bir gerçeklik sorunsalı bu öyküleri bir araya getiriyor. Romanın ağırlık noktası burada gizlidir. Katilin birisini öldürmesi ile maktulünün üzerine gölgesi düşer. Mirina Bêsî romanında ise gölgesiz ölüler ve ölümler var. Romanın geometrik zeminine baktığımız zaman, bir üçgeni gözümüzde canlandırmamız gerekiyor. Her noktasında bir parça gizlidir. Mirza, Merwan ve Wedat (Vedat Aydın) üçgenin köşeleri ise, romanın üst kahramanı olan Hogir ise üçgenin ağırlık merkezi oluyor. Mirza, Merwan ve Wedat da ‘Hogir’ın kişiliğinde birer parça mevcut. Hogir romanın anti-kahramanı olmuş oluyor. Bu her üç öykü Hogir şahsında bir araya geliyor ki geometrik bir zeminde kübist bir dil ile yazdığım üç öykü bir araya gelip romanı oluşturuyor.

2005’den bu yana ‘üçleme’ olarak nitelenen bir çalışma içerisindesiniz. Üçlemenin ilki olan ‘’Şevên Winda Wêneyên Meçhul’’ romanınız hakkında bilgi verir misiniz?
Üçlemenin ilki olan ‘’Kayıp geceler, meçhul resimler’’de bir bütün olarak tüm kayıpları konu almıştım. Her iki ana kahramanı da kadın olan romanda Cumartesi Anneleri’nin eyleminde gerçekleşen bir tanışma sonrasında acıların, kıyımların ortaklaştırılması ve empatisi anlatılıyor. Biri Türk diğeri Kürt olan bu kadınların ortaklaşması ve birbirlerini doğru temelde anlaması romanımın ana mesajıydı. Yaşanılanların telafisi, affı ve barışa evirilmesi siyasetçilerin, bir kadın ile bir erkeğin yapacağı bir durum değil. Tamamen iki kadının güçlü empatisi ile acıların sonlanacağı inancındayım.

Üçlemenin ikinci romanı ‘Gölgesiz Ölüm/Mirina Bêsî’de, ilk kitaba göre dilde bir ağırlaşma söz konusu?
‘Dilin ağırlaşması’ tanımlamasını çok doğru bulmuyorum. Lakin şöyle söyleyebiliriz. ‘Gölgesiz Ölüm’ romanımda daha Kürdistani bir dil kullandığım doğrudur. 4 parça Kürdistan’ın tüm özgün kelimelerini yansıttığım yerinde tespittir. Kalıplardan, bölgeye hapsolmuş bir dilden arınmış bir roman.
Kelime kullanımında 4 parçanın ruhundan tümceler aldım romanımda. Uzun cümleler ile 4 parça Kürdistan’ın ruhunu birleştirerek yazdım ki bundan ötürü ağır gelmiş olabilir.

Öyküleriniz ve romanlarınızda ağırlıklı olarak gerçek olaylara ve ‘kaybedilenlere’ yer veriyorsunuz. Neden?
Üçlememin temel dinamiği bu, ‘Kayıp.’ Kaybedilmiş olana dair. Bu kayıp olanın ruhundan kaynaklı bir durumdur. Yani soruyordum kendime kayıp nedir diye? Ya da kayıplardan sonra bize arta kalan nedir peki? Miras olarak kalan duygu neydi? Kayıplardan sonra nasıl yaşıyorum? Birisi vardır hayattadır ve yaşıyordur sen gibi ben gibi. Sonra birden yok olur. Ardı sıra kalan soru ve duygulardır beni yazmaya sevk eden. Kayıplara meylettiren.

Kürt edebiyatı nereye doğru gidiyor?
Önce şu soruyu sormak lazım sanırım. Kürt edebiyatı nereden geldi? Üzülerek belirtmem gerekiyor ki, Kürt edebiyatının mutfağı çok güçlü değil. Kürt edebiyatı gücünü klasik şiirlere dayandırıyor. Bununla beraber Türkiye’de yaşamsallaşan Kürt edebiyatı, 1995’den 2000’li yıllara kadar olan zaman diliminde ciddi bir ilerleme kat etti; bu da ‘kuruluşunun’ ilanıydı. Kuruluşunda başat rol oynayan Rewşen Dergisi ile Nûbihar’ı unutmamak lazım. Zira önemli bir rolleri vardı. Eski Kürt edebiyatı ile dünya edebiyatı etkileşimdeler artık. Ki bu da ciddi bir ilerlemeyi de beraberinde getiriyor. Şu an içinde bulunduğumuz zaman diliminde yaşanan politik süreçler ile siyasi aktiviteler edebiyatı durduruyor gibi durabilir ancak edebiyat kendi içinde canlıdır ve hareket halindedir. Sürekli gelişimini sürdürür, belki biraz yavaşlar. Edebiyat kendini bulduğunda ve gelişimini tamamladığında büyük gelişmelerin ışığını görüyoruzdur. Kürt edebiyatı da şu an için kuruluş aşamasını tamamlamış bulunmakta ve büyük gelişmelere gebe halde.

Matematikten edebiyata…

1965 yılında Amed’in Silvan ilçesinde doğan Zeraq, liseye kadar Silvan’da okur. Dicle Üniversitesi Matematik Bölümü’nü bitiren Zeraq’ın ilk öykü kitabı 2002’de „Kakil“ adı ile Sî Yayınları’ndan çıktı. Peşi sıra 2003’de Aram Yayınları’ndan „Bişrîna Şermînî“, 2005’de Lîs Yayınları’ndan „Şevên Winda, Wêneyên Meçhul“ romanı ve aynı yıl Kürtçe-Türkçe deyimler sözlüğü yayımlandı. 2005’de „Çilkên Pênûsê“ adlı öykü kitabından sonra son olarak 2011’de Lîs Yayınları’ndan çıkan „Mirina Bêsî“ ile okurlarıyla buluştu.

Yeni Özgür Politika

Quelle: http://www.kurdishmagazin.com/km/golgesiz-olumun-izinde.html

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s