Edebiyat ve Siyaset: İsmail Güzelsoy

Siyasetin edebiyat üzerindeki etkileri hakkında neler düşünüyorsunuz? Bağ ve ilişkiler nerede başlıyor, nerede bitiyor? En sağlıklı izlenmesi gereken yol sizce nasıl olmalı?

igSiyaset kamusal alanı bütünüyle denetim altına almaya, yönetmeye çalışır. Onun kendinde bir sınır kavramı yoktur. Denetleyebileceği, yönlendirebileceği en geniş alana nüfuz etmeyi hedefler. Bunu günlük ilişkiler düzeyinde biçimlendiren temel saik siyasetin bu her şeye hükmetme doğası değil, onu dizginlemeye ve kamusal alanı bir denklikler ilişkisi olarak tasarlamaya ve korumaya çalışan hukuktur. Tabii bu gündelik ilişkilerin, akitlerin, kurum ve birey etkileşimi için geçerlidir. Gündelik hayatın estetik boyutunun çerçevesini çizmek estetik alanın uğraşı, kavgasıdır. Bütün sanat dalları, edebiyat, müzik vs. devletin nüfuz alanı içinde üretim-dışı bir haz tanımlama çabası içindedir. Ya da geleneksel devlet-estetik geriliminin ona kattığı misyon buydu. Neoliberal çağla birlikte bütün sanat alanlarında hızla sektörleşme, endüstriyel yapılanma ortaya çıkınca, günlük hayatın işleyişine itiraz üzerine kurulu özgül sanat alanları da siyasal iktidarın etki alanına oturmuş oldu. Acı olan, diğer özgül alanlar gibi sanat buna karşı hiçbir şey yapamayacak hale gelip otoriter sistemlere boyun eğip teknolojik üretim, hizmet sektörü vs. gibi iktidarın etkinlik pazarlama alanına döndü. Dizilere, müzik endüstrisine, çoksatar kültürüne bakınca dediğim daha net anlaşılır herhalde. Oysa edebiyat başta olmak üzere, sanat doğası gereği, mevcut yaşam kültürüne itirazdır. İlle de sanatçının elinde bir anarşi bayrağı olması gerekmez. Hatta edebiyatçı ne kadar sisteme boyun eğerse eğsin, sonuçta onun yazacağı her roman, gündelik hayat ilişkilerine bir itirazdır. Farkında olmadan da bunu yapar yazar. Masum görünen bir aşk hikâyesinde bile aslında sistemin bize sunduğu, üç çocuk yap, fabrikaya işçi gelsin, etnik denge şöyle kurulsun gibi buyrukları reddeder. İnsanın bu dünya üzerindeki temel misyonunun iktidarın oyuncağı olmaktan çok daha fazlası olduğunu fısıldar. Yani aslında sanatsal üretim bir reddiyedir. İktidarı görmemekle bile ona karşı muhalif olursunuz bu alanda. Hiçbir şey söylemeden bile… Hatta hiçbir şey söylememekle bile. Çünkü sanat/edebiyat bir iktidara değil, iktidar kavramının kendisine bir reddiyedir. Her şeyin kusursuz olduğu bir dünyada edebiyata/sanata gerek kalmaz. Sanat bir hatanın, eksikliğin, huzursuzluğun ürünüdür. Hukuk gibi, o da iktidar alanını insan lehine genişletmeye çabalamak zorundadır. İnsan özgürlüğü bütün sistemlerde sanatın asıl sorunsalıdır. Özgür olmayan bir insan âşık olamaz, yazacağınız hikâye sakil, ucuz bir taklitten ibaret olur. Özgür olmayan insanların yaşayacağı hiçbir duygu güvenilir olamaz. Bu yüzden insanın özgürleşmesi sürecinde sanat, hukuk kadar görünür olmasa da büyük bir kavga odağı olarak var olagelmiştir.

İsmail Güzelsoy

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s