Edebiyat ve Siyaset: Turhan Feyizoğlu

Pirtûk û Wêje: Siyasetin edebiyat üzerindeki etkileri hakkında neler düşünüyorsunuz? Bağ ve ilişkiler nerede başlıyor, nerede bitiyor? En sağlıklı izlenmesi gereken yol sizce nasıl olmalı?

tff.jpg

Çok tartışılan bir konudur. Baskı düzenlerinde daha çok gündeme gelir. Siyaset denilince çok kaba biçimde “sol” veya “sağ” sıfatlandırması akla gelmektedir. Siyaset bana göre yaşamın her alanını kapsar. Parti tüzüklerine bakıldığında yaşamın her alanıyla ilgilenildiğini görürüz.

Edebiyat sınırlı sanat ise daha kapsamlı bir yöntemdir.

Edebiyat ve sanatta siyasetin etkisi değil de devlet baskısının etkisinin olduğunun söylenmesi daha doğru olur kanısındayım. Sansür kurulu var örneğin. Ceza yasaları var. Yaklaşık 150 gazeteci-yazar şu an tutuklu.

Fransa’da yayınlanan bir karikatür nedeniyle cinayet işlendi 12 kişi öldürüldü. Türkiye’de karikatür çizdiği için tutuklanan, işinden atılan, saldırıya uğrayan sanatçılar oldu. Toplumsal tarihe baktığımızda şimdiye kadar yüzlerce gazeteci-yazar tutuklandı hatta öldürüldü. Osmanlı padişahı İkinci Abdülhamit dönemi sansürün en fazla olduğu bir dönemdir. İkinci Abdülhamit’i övmenin dışında yazılan her şey yasaktı. Kitap yakmalar, Tiyatro oyunu yasaklama da İkinci Abdülhamit döneminin baskılarındandı.

Aziz Nesin 2 Temmuz 1993’de az kalsın yakılarak öldürülecekti. İçlerinde yazar, ozan, düşünür olmak üzere toplam 35 kişi (2 tanesi otel çalışanı) yakılarak öldürülmüştür.

Sanatın toplum üzerinde etkisi yadsınamaz. Öyle ki yüz yıllar öncesinde söylenen bir deyiş bir yazı bir görsellik bile günümüzde etkisini sürdürmektedir.

Bolu Beyine baş kaldırmış Köroğlu belleklerimizdedir. Türküleri dilden dile söylenir. Bütün Türki cumhuriyetlerin bir veya birkaç tane Nasrettin Hocası vardır.  Bir olayı dolaylı yoldan anlatmak istediğimizde hemen bir Nasrettin Hoca fıkrası anlatırız.

“ Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan” diyen Pir Sultan Abdal, Karacaoğlan, Nef’i, Ömer Hayyam, Nesimi, Yunus Emre, Aşık Veysel, Ruhi Su gibi değerlerimiz toplumsal yaşamımızda birer simgedirler.

Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini / Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini…” diyen Namık Kemal’in, “Aksırıncaya tıksırıncaya kadar yiyin” diyen Tevfik Fikret’in, “Benim meskenim dağlardır” diyen Sabahattin Ali’nin, “Sen yanmasan ben yanmasam karanlıklar nasıl çıkar aydınlığa” diyen Nazım Hikmet’in, “Açlıktan bahsediyorsun öyleyse sen komünistsin” diyen Orhan Veli’nin, “Haziran’da ölmek zor” diyen Hasan Hüseyin Korkmazgil’in, “Sisler bulvarı’nda öleceğim, sol kasığımdan vuracaklar” diyen Attila İlhan’ın, “Acıyorsam sana ana avradım olsun. Aşk olsun sana çocuk aşk olsun” diyen Can Yücel’in yazdığı şiirler miting alanlarında okunur salon toplantılarında söylenir. Nazım Hikmet’in şiirleri 1938’den itibaren yasaklıydı. 1960 sonrası yayınlanmaya başladı.

Halide Edip Adıvar, Suat Derviş, Sabiha Sertel, Sevgi Soysal gibi hanım yazarlarımız yazdıklarıyla, yaptıklarıyla toplumsal yaşantımızda iz bırakmışlardır.

Bana göre Oğuz Aral, Müjdat Gezen, Levent Kırca, Halit Refiğ, Fikret Otyam, Sabahattin Eyüboğlu, Abidin Dino, Cahit Irgat, Haldun Taner, Pertev Naili Boratav, Melih Cevdet Anday, Orhan Kemal, Osman Şahin, Yılmaz Güney, Tarık Akan, Kemal Tahir gibi ustalar kendi alanlarında başlı başına üniversitedirler.

Yakın tarihimizde yaşanan ve tüm dünyayı sarsan 2013 “Gezi Direnişleri” çok önemli etkiler yaratmış, yaşarken yeni bir sanat-edebiyat akımı ortaya çıkartmıştır. Ücretsiz “Çapulcu Kütüphanesi”, müzik, tiyatro, resim, çocuk atölyesi kursları açılmıştır. Duvar yazıları, atılan sloganlar, tencere-tava vurmalar, her türlü nesneyi vurmalı çalgıya döndürme, düdükler-ıslıklar seslendirildi yeniden, üretilen türküler-şarkılar, polise karşı yüz yüze kitap okumak gibi tavırlar birer sanat örneği olmuştur. Kitap okuyan adam, “Duran Adam” eylemi başlı başına toplumun gündemini belirlemiştir. Gezi direnişi bir milattır. Bir dönüm noktasıdır.

Diğer yanda devletin örtülü ödeneğinden para alan şahıslar vardır. Necip Fazıl Kısakürek DP döneminde “örtülü ödenekten” para almıştır. “Akil Adamlar” denilen bazı yazar-gazeteci-sanatçılara AKP’den ödenek verilmiştir kendi planları doğrultusunda halkı etkilesinler diye.      

Yazar-sanatçı her zaman bağımsız-özgür olmalıdır. Yazar-sanatçı emir kulu, söyleneni yazan “zabıt katibi” değildir. Sanatçı-yazar saray soytarısı değildir. Sanatçı-yazar devletin yandaşı değildir. Sanatın-edebiyatın dili evrenseldir. Yazar-sanatçı özgürlükten taraflıdır. Her zaman muhaliftir.

Turhan Feyizoğlu

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s