Abuzer Bali Han: SOSYALİZMİN BABASI MAZDEK’TEN MODERNİTEYE KÜRTLER (I, II, III)

m.jpg

Günümüzün şartlarında Kürtlerin ulusal bağımsızlık istemlerini sosyalizme feda etmemek Kürdistanlı sosyalistlerin görevi olmalıdır. Önce ulusal devlet, sonra onu devrimlerle taçlandırmak tüm Kürt örgütlerinin esas çalışma alanı olmalı. Kürt örgütlerine düşen güncel görev, güçlerini birleştirerek ulusal kongrelerini oluşturmaktır.

DÜNYA SOSYALİZMİNİN SAVUNUCULARI ARASINDA KÜRTLERİN ULUS DEVLETİNE SADECE BAZI KÜRT SOSYALİSTLERİ Mİ KARŞI ÇIKIYOR?

Nerdeyse yarım yüzyıl öncesini düşünürken tüm Kürtler devrimciliğe ve bilimsel sosyalizme gönül bağlamışlardı. 1975 yılından sonra Kürt Ulusal Hareketi’nin Güney Kürdistan’da yara alması ve Peşmergenin silah bırakması, sonra Barzani’nin Amerika’ya gitmesi ile o zamanlar Kürdistan tarihinde yeni bir sayfa açılmıştı…

1946’lı yıllarda önce Rusya’da sürgün hayatını yaşarken, 1975’lerde ise Amerika’da aynı hayal kırıklığına uğrayan rahmetli Barzani’nin artık dünyada tek bir ümidi kalmıştı. O da sadece: “Kurd û Kürdistan”ıydı!..

Pêşeva General Mustafa Barzani’nin partisi Kürdistan Demokrat Parti’si (KDP) 1975’ten sonra yeniden toparlanmak için yeni bir oluşum olan Geçici Komite’yi (Qiyadeyi Muaqat) oluşturarak ve parti tüzüğüne de “Parti Marksizm’den yararlanır!” diye bir not düşürmüşlerdi! Kesin sayısını bilmemekle beraber o dönemde Kürdistan’ın tüm parçalarında 30’dan fazla Kürt örgüt ve partisinin tüzükleri Marksizm ve Leninizm’in etkisiyle hazırlanılmıştı. Bu şu anlama geliyordu: Tüm Kürtler sosyalizmden yana gönüllüydüler. Bu gönüllülük kendi aralarında, birbirleriyle “hangimiz daha sosyalistiz!” diye bir yarışa da dönüştürülmüştü. Bu gönüllü olma hali döneminde Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği başta olmak üzere tüm sosyalist ülkeler faşist Arap Baas rejimlerini ve özellikle de Sadam Hüseyin’i desteklemekteydi. Sosyalist devletlerin verdikleri silah ve bombalar Peşmerge ve Kürt halkının üstüne yağmur gibi yağarken, Kürdistanlı sosyalistlerden gık diye bir ses dahi çıkmamıştı. Ses çıkarmış olanlar olsa da sesleri duyulmamıştı. Yukarda bahsedilen sol Kürt örgütlerinin çoğu sosyalistlik adına sosyalist ülkelerin Sadam’ı desteklemesini, feodalizm tasfiye ediliyor diye de buna alkış bile tutmuşlardı!..

Aradan bunca zaman geçti. O dönemde bu hatayı yapan Kürt örgüt liderlerinin çoğu halen günümüzde yaşamaktalar. O zamanlar yaptıkları hataları günümüzde de Kürt Ulusal Birliği’nin önünde birer engel olarak halen hatalarını sürdürmekte ısrarlıdırlar. Bu hata yapan örgütleri bir veya ikiye indirgesek bile, geride kalanlar bugün halen neden birleşemiyorlar diye başka bir soru insanın aklına geliyor!..

Kuzey Kürdistan örgüt ve partilerinin çoğunun kendi deyimleriyle devrimci, ulusalcı oluşları hep vurgulana gelir. Buna hiçbir şüphe de yok diyelim. Fakat bu parti ve örgütlerin bir kısmı şu ya da bu şekilde Türk hükümetine yaklaşarak bazen maddi ve bazen de en azından hapse girmemek için yararlandıkları da görülmektedir. Hatta dün devrimci geçinen bazı Kürtlerin iktidar partisi içinde, Kürt şehirlerinin yerle bir edilmesine, seçilmiş belediye ve parti başkanlarını, milletvekillerin hapse atılmalarına bile ses çıkarmamakta, bir de üstelik bu mağdur olan Kürtleri suçlamaktalar! Diğer tarafta devrimci ve emekten yana olan İşçi Partisi gibi kurumların bazı liderleri ise bilimsel sosyalizm adına Kürdistan’ın bağımsızlığına karşı çıkarak devrimcilik yaptıklarını sanmaktalar. Dünyada artık böyle bir devrimcilik de kalmadı. Kürtler ise artık kendilerine yabancı olan bir düşünceye itibar etmemekteler! Her ulusun bir devleti varken, neden Kürtlerin de bir ulus devleti olmasın?!. Hele hele bir Kürt olarak Kürt devletine karşı çıkmak da nedir? Sözde devrimcilik oyununu egemen güçlerden yana kullananlar, Güney Kürdistan’da bağımsız bir Kürt Devleti’nin kurulmasına karşıyız, demelerine ne anlam vermek gerekir? Bilimsel sosyalizmde “Halkların kendi kaderini tayin etme hakkı” varken, sosyalist geçinen bazı Kürtler bu hakkı neden Kürtler söz konusu olunca esirgemek istemekteler? Güney Kürdistan’da KDP ve YNK taraftarları bağımsızlık istiyor diye onlara karşı çıkarak mı yoksa onların Kürtlüklerinden şüphe mi edilmektedir?!.

Kürtlerin bağımsızlığına karşı olanlar sadece Kürtleri zorla aralarında bölmüş olan egemen devletlerin yöneticileri ve ideologlarıdır. Yoksa bunların dışında Kürtlerin hak ve özgürlüklerine, bağımsızlıklarına kim karşı çıkabilir? Günümüzde Peşmerge, Gerilla ve Rojava’da PYD ve diğer Kürt güçlerinin kahramanca direnişleri tüm dünya halkları tarafından sıcak bir ilgi ve destekle karşılanırken, Kürt parti ve örgütlerinin birbirine çelme takarak düşmanlıkları ve adı geçen Kürt halkının yarattığı silahlı değerlere çamur atmaları şu dönemde affedilmeyecek yanlışlıklar arasında saymak gerekir. Tarihin Kürtlere verdiği bu fırsatı Kürtler bağımsızlıklarından yana kullanmalıdır. Şayet bunu kendi lehlerine kullanmazlarsa bir daha böylesi bir fırsatı tarih onlara vermeyebilir! Tarih hiçbir zaman şu anki kadar Kürtler için cömert olmamıştır!..

Kırk yıl önce Sadam’a alkış tutan sözüm ona devrimcilik yapan Kürt sosyalistleri, bugün de Kürt bağımsızlığına karşı çıkarak Kürtler arasında halen yaşamaktalar! Bu kendilerini yenilemeyen kişilerin, Güney Kürdistan’ın Ulusal Bağımsızlık Mücadelesi’ne karşı, Sadam Hüseyin ve O’nu destekleyen sosyalist ülkeler saflarında yer alan eski Kürt sosyalistlerinden ne farkları var? Onlar bu satırları okurken kızacaklarına, kendilerine yenileme şansı vererek, olumlu düşünmeleri kendileri için daha yararlı olur kanısındayım…

Kısacası sosyalist ve devrimci Kürtler, güçlerince ulusal mücadele içinde yerlerini almalıdır. Mücadele içinde sosyalistlerin dışında Kürtlerin diğer sınıf ve katmanları ağırlıkta iseler, sosyalistlerin “Ben Kürtlerin ulus devlet kurmalarına izin vermem!” diye bir lüksleri günümüzde asla düşünülemez!..

Kürt sosyalistleri başta Kürtlerin Ulus Devlet kurma ve bağımsızlıkları uğruna atılan her adımı, sosyalist bir düzen getirmiyor diye bunu sosyalizme feda etmemeli!.. Bu nedenle günümüzde Kürt yurtsever ve devrimcilerine büyük görevler düşmektedir. Kürtler er veya geç mutlaka ulus devletini kuracaklar. Buna karşı çıkacak olanlar ancak sadece egemen devletler olacaktır.

Günümüzün şartlarında Kürtlerin ulusal bağımsızlık istemlerini sosyalizme feda etmemek Kürdistanlı sosyalistlerin görevi olmalıdır. Önce ulusal devlet, sonra onu devrimlerle taçlandırmak tüm Kürt örgütlerinin esas çalışma alanı olmalı. Kürt örgütlerine düşen güncel görev, güçlerini birleştirerek ulusal kongrelerini oluşturmaktır. Böylesi bir ulusal meclis Kürtler arası diyaloğu açarak, aralarındaki ilişkileri kardeşçesine geliştirebilir. Böylece başta ulusal sorun olmak üzere, tüm Kürt sorunlarına çağa uygun çözümler geliştirilebilinir.

Tarihte ilk sosyalist eğilimin Medler zamanında Kürtler arasında belirdiği hep söylene gelir. Bu söylentiye eşit, paylaşımcı ve adil bir düzenin temellerinin atılmasının yanı sıra, toplum ve aile düzenine ters düşen anlatımlar da mal edilmek istenir…

Tarih boyunca Dicle ile Fırat nehirlerinin arasında kalan Mezopotamya toprakları her açıdan bereketli topraklardı. İlk dinlerin doğuşu, medeniyetlerin oluşumu ve gelişimi hep bu topraklar üzerinde yaşayan kavimlere nasip olmuştur.

Medli Zerdüşt Peygamber, Mani ve Mazdek’in dini ve felsefi görüşleri bu bölgede yaşayan halklara inanç ve yaşam kaynağı olmuştur. Bu üç din adamının her birisinin diğerine göre ayrı düşünceleri olmasına rağmen, Mani ve Mazdek’in Zerdüşt Peygamber’den etkilendikleri bilim adamları tarafından vurgulanır.

Mazdek’in (doğumu ? – ölümü 524? veya 528) yaşamı hakkında kaynaklarda bir hayli değişik bilgiler var. Bilinen bilgi her üç din adamının da Kürt kökenli oluşlarıdır. Mazdek’in bugünkü İran toprakları içinde kalan ve halkının çoğunluğunun bugün de Kürt olduğu Hamedanlıdır. Babasının adı ise Bandad’dı. Mezopotamya tarihine Mazdek’in birçok etkisi olmuş, Güney Kürdistan halkı arasında halen O’nun bir din adamı oluşu, adının söylene gelişinden anlaşılmaktadır.

Mazdek’ın günümüzde de bazı Kürt sosyalistlerine ışık tuttuğunu söylemek yanlış olmasa gerek. Burada vurgulanması gereken Mazdek’in her görüş ve felsefesinin günümüzün toplumuna da uymayışıdır. Bu görüşler belki o dönemde de tartışılmıştır! Mazdek’in felsefesi zamanla Mazdekizm olarak komünist düşünceye yol açarak, dünya tarihinde bir çığır açmasına zemin hazırlamıştır. Bu görüşü sosyalizmin başlangıcı olarak kabul edersek, komünizmin babasının Mazdek olduğunu ve O’nun felsefi görüşlerine dayandığını söyleyebiliriz.

Mazdek’in önemi ilk kez kendi döneminin otoriteye dayanan yönetimlerinde insanlar arası eşitliği savunan, zengin, fakir arasında bir farkın olmadığını vurgulamasıdır. “Dünyadaki tüm mal ve servetin tümü herkese eşit dağıtılmalı; var olan paraların da herkese eşitçe bölüştürmelidir!” sözlerini ilk kez söyleyen yine Mazdek olmuştu…

Mazdek’e göre herkesin servetinin eşit olması gerekir. Yaşadığı dönemde O’nun felsefesi ve toplumsal düşünceleri sadece Hamedan’da kalmamıştı. Bu düşünceler önce Mezopotamya ve Ortadoğu’ya oradan da zamanla tüm dünyaya yayılmıştı. Karl Marks, Engels ve Lenin’in toplumsal görüşleri çağın kapitalizmine, işçi sınıfı ideolojisi olan Bilimsel Sosyalizm’in politik, ekonomik ve sınıfsal teorilerini oluştururken, şüphesiz ki onlar da kendilerine ışık tutan Mazdek ve benzeri filozoflardan da yararlanmışlardır.

Mazdek’in görüşleri bugünkü anlayışla “Mazdekizm“ olarak gelişmiş ve komüncü anlayışı o dönemde halk arasında büyük bir itibar görmüştü. Mazdek hareketiyle zenginlerin haremlerinin içi boşaltmış, malları dağıtılmış, esir cariyeleri ise özgürlüklerine kavuşturulmuştu.

Zamanın şahı Mazdek’e sempati duymuş ve taraftarlarına yardım etmişti. Halk arasında yaygın olan bir söylentiye göre dönemin şahı, eşinin Mazdek ile yatmasına bile razı olduğu söylenir. Doğu toplumlarında yadırganan bu harekete, zamanla şahın gerçek adının yerine “Şah Kavat“ adının uygun görüldüğü tarihi kaynaklara not olarak düşürülmüş! Şah Kavat, başlangıçta Mazdek’in komüncü mülkiyet fikrine saygı göstererek O’nu desteklemişse de sonraları şahı esir alan Mazdek yanlıları O’na eziyet etmişler. Mazdek’in doğru düşüncelerinin yanı sıra taraftarlarının yaptıkları hatalar, halkın isyan etmesine kadar neden olur. Yapılan isyan sonunda Mazdeklilerin sonu getirilir! Mazdek ve taraftarları kurmak istedikleri adil düzenin altında kalarak yok olurlar. Fakat onların tarihe bıraktıkları davaları ise şu veya bu şekilde dünyanın birçok yerinde halen bir sınıfsal mücadele olarak devam etmektedir.

Mazdek’in görüşleri olan Mazdekizm, Zerdüşt ve Mani’nin görüşlerinden etkilendiği söylenir. Zerdüşt ve Mani’nin geride bıraktığı kitaplarda onların düşünceleri yazılı olarak halen dünya kütüphanelerinde olmasına rağmen, Mazdek geride bir yapıt bırakmamıştır. Ya da yazdıkları yapılan isyan ile birlikte yok edilmiştir.

Mazdek hareketinin tümüne komünist bir açıdan bakmak da doğru değil. Bilinen odur ki bu olaydan yüzyıllar sonra 15. yüzyılda Simavnalı Şeyh Bedrettin, Anadolu’da dil, din, ırk, toplumsal mevki gibi ayırıcı olgulara karşı çıkarak, Mazdek’in görüşlerine yakın fikirler ortaya atmıştı. Şeyh Bedrettin, bu görüşleriyle kendisine sempati duyan büyük bir taraftar kitlesi kazanır. Yeni bir düzeni kurmak için harekete geçen Simavnalı Şeyh Bedrettin ve taraftarlarının isyanını bastırmada Osmanlı padişahları zorlanır. Sonunda bu hareket de Osmanlılar tarafından kanla bastırılır.

Mazdek’in ”Yarenin (yarin) yanağı dahil her şey ortak!” görüşü belki de halkı isyan ettiren O’nun en önemli zayıf görüşüydü. Simavnalı Şeyh Bedrettin yüzyıllar sonra Mazdek’in yaptığı hataya düşmemiş, Mazdek’in söyleyişini O: “Yârin yanağından gayrı her şeyde” diyerek, kardeşliği, birlik ve beraberliği savunmuştu!

Eski yazı ile söylenilmiş bir deyim var. „Z“ harfinin üstüne nokta konulmazsa „Z“ harfi „R“ olarak okunur ve denilir ki: “Bir nokta gözü kör eder!”. Bu nedenledir ki sosyalistler halka ters düşen, örf ve adetlerin kabul etmediği söz ve kavramlara çok dikkat etmelidirler!..

Nerde ise 40 yıldan beri dağlarda yaşayıp kendilerine dağ kanunlarınca yaşam tarzı yaratanlar, ovaya indiklerinde kafalarındaki yaşam tarzını halka zorladıklarında Mazdek’e yapılan isyanı da akıllarına getirmelerinde yarar var. Gerçi Sovyetlerde de kapitalistler kapıya şapka asma dedikodusunu yıllarca uydurmuşlardı. Bu dedikodu belki de Mazdek için uydurulan deyişle eş değerde olan bir kavramdı. Sovyetlerdeki yıkımı hazırlayan sebepler arasında Lenin’den sonra gelen idarecilerin O’nun yolundan gitmediklerinden kaynaklanır. Ayrıca gelişen dünya kapitalizmine sosyalist ülkelerdeki üretime dayalı rekabet geliştirilmediği için, halkın zaruri ihtiyaçları karşılanmadığından dolayı sosyalizm kendi kendini bitirmişti…

Yüzyıllar boyunca evliliğin hemen hemen tüm dinlerde kurumsal olarak hassas bir yapı olduğu bilinir. Sosyal düşünceler ileri süren bazı filozoflar ise evliliği karşılıklı esaslara dayanan ”aşk” orijinli bir ilişki olarak değerlendirmişler. Yani burada vurgulanan esas rızaya dayalı bir ilişkiyi toplumsal düzende sürdürülmesi düşüncesi esas alınır…

Toplumlarda çarpık ilişkileri sosyalizme veya sosyalistlere mal etmek yanlış bir kanıya dayanır. Tüm toplumlarda bir aile birliği vardır. Maderşahi ailelerde ise aile reisi kadındır. Sosyalist ve gelişmiş toplumların çoğunda kadın ya erkekle tamamen eşit veya kadın, erkekten biraz daha itina edilen bir değerdedir. Erkek ve kadın eşitliğini insani temel değerlerde aramak gerekir. Erkek ve kadının özgürlükleri birlikte özgür olmalarına bağlıdır. Büyük Alman filozofu Nietzsche (1844-1900) kendisini eleştirenlere ve sözlerini anlamayanlara: “Benim bu dediklerimi yüz yıl sonra gelecek olan insanlar daha iyi anlayacak. Ben onlar için yazıyorum!“ der.

Kürdistanlı bir sosyalist kişinin günümüzde çıkıp : “Kürdler Devletsiz, Karısız ve Kocasız bir dünya düşünmelidir“ derken bunu çok iyi düşünüldükten sonra söylenilmesi gerekirdi. Zira bu sözler iddialı büyük bir felsefeyi içermekteler! Günümüzdeki insanların yüz yıl sonrakiler için söylenecek sözlerden çok, yarın için geçerli olan doğru tespitlere ihtiyaçları var!..

Mazdek, Manici dualizmi kendine teolojik perspektif edinmişti. Mazdek ve O’nun hareketi, insanların saadetini etkileyen iki unsuru ön plana almışlardı. Bu iki unsurdan biri servet, diğeri ise kadındı! Bunlar herkesin ortak malı olarak kabul edildiği takdirde, yeryüzünde kötülüğün sonu kazınacağı kanısı Mazdekizm’de hakimdi.

İyiliğin ve eşitliğin hakim olacağı bir ortamda, insanların eşit ve özgürce birlikte daha rahat yaşama görüşü geniş kitlelerin de sempati ile yaklaştığı bir husustu.

Mazdek, kendisine yardım eden Şah Kavat’ı sonraları çeşitli nedenlere dayanarak tutuklamıştı. Tutuklu şah kaçma imkanını bulunca o dönemde hüküm süren güçlü olan Akhunlara sığınır. Şah Kavat’tan sonra oğlu Nuşirevan’ın da Mazdek’in öğretilerinden etkilenmişti. Şah Nuşirevan o dönemde adaleti ile tanınan ve her tarafa ün salan bir hükümdardı.

499 yılında Akhunlar 30 bin kişilik bir ordu ile Mazdek taraftarlarına saldırır. Kanlı bir savaş sonunda Mazdekçiler yenilerek dağılır. Mazdek ise yakalanarak hapse atılır…

Mazdek’in görüş ve felsefesinin kadınlar için söylenenleri günümüzde de halen hassasiyetini korumakta! Kadının ortak mal görüşü bir yana dursun, bir yabancının anlamsızca başka bir Kürt ailesinin kapısı önünde birkaç kez gezintisinin bile hoş karşılanmadığı bir toplumda, bu olgunun bazen insanın hayatına bile mal olduğu görülür!..

Dünyada hiçbir toplumda Kürtlerde olduğu kadar sosyalizmi iyi bilen ve o yolda kendilerini feda eden insanlara çok az rastlanır. Buna rağmen de taktik olarak da en çok hata Kürt sol örgütlerinde görülmektedir. Bu kanıya varmak için onları yermek anlamında kullanmıyorum. Ulusal konuda bile bir birliğe yanaşmadıkları ve güç birliğine gitmedikleri için vurguluyorum. Bu doğru tespit sosyalistler arasındaki ilişkilerde ayırımcı bir nitelik kazanınca, doğruyu tespit etmek elbette zorlaşır. Doğru bir tane olduğuna göre, tüm Kürt sol örgütlerinin doğruluğundan bahsetmek ve onları birbirinden ayırmak da zorlaşır.

Sosyalist olmayan Kürt ulusal güçlerini gericilik ve feodalizmle suçlayıp dışlamak ise özgürlük mücadelesini veren, statüsü bile belli olmayan bir halk için büyük bir eksiklik sayılır.

Günümüzde bazı Kürt sol teorisyenlerinin ise Kapitalist Modernite’ye karşı Demokratik Modernite kuramını ortaya koymaları da zamansızdır. Kürt basınında yazı ve görüşlerine önem vererek okuduğum bazı sol görüşlü Kürtlerin “Kürdler Devletsiz, Karısız ve Kocasız bir dünya düşünmelidir” sözlerini okurken tam olarak anlayamadığımı sandığım için bir kez daha okumak zorunda kaldım. Sonra yazıda ne anlatılmak isteniyor diye düşünmeye başladım. Bu görüşü daha sert eleştiren yazar ve siyasetçilerin yazılarını okuyunca yazımı birlik ve bütünlüğe ters düşmesin diye daha dikkat ettim. Doğruların her zaman doğruluk dereceleri toplum tarafından onları kabullenmeye bağlıdır. Örneğin Kürdistan halkı içinde Kürtlerin insani değerler taşıyan haklarından bahsetmek kadar doğal bir şey yoktur. Fakat bu doğruları egemen ulus halkları arasında söylemek büyük bir suçmuş gibi algılanır.

Bazen toplumlar doğruyu değil, yanlışı doğruya tercih ederler. Öyle olmamış olsa günümüzde milyonlarca insan akıl ve bilimin yolunu reddederek, hurafe ve çağ dışılığın peşine düşerler miydi?..

Günümüzün dünya siyasetinde ezilen bir halkın doğru ve haklı olması yeterli bir gerekçe teşkil etmiyor. Öyle olmamış olsaydı, bu güne kadar savaşan mazlum Kürt ve Filistin halklarının da her devletçe kabul edilen bir ulusal devletleri olurdu! Bu durumu Kürtler açısında irdelersek, Kürtler birliklerini oluşturduklarında bu çağa kanımca damgalarını vuracaklardır.

Tüm Kürdistan parçalarını göz önüne aldığımızda, Güney Kürdistan Federe Devleti, Kürdistan’ın devletleşmeye en yakın ve en yatkın olan parçasıdır. Ona da ikide bir bazı Kuzey Kürdistanlı devrimcilerin demeçler vererek “Biz bağımsızlığa karşıyız! Kürtlerin bağımsız devlet kurmalarını istemiyoruz! diye nutuk çekmelerini, bağımsızlıktan yana olan Kürtleri elbette tedirgin etmektedir! Çünkü Kürtlerin bağımsızlığına karşı olanlar, Kuzey Kürdistan’da Kürtlerin başına her gün bela yağdıran egemen devlet güçleridir. Hiçbir Kürt örgütünün onlarla aynı düzeyde bir isteğin tekrarına artık Kürtlerin bir tahammülü kalmamıştır! Elbette sosyalistlerin savunduğu halkların kardeşliğini, birlik beraberliklerini sürdürmek kadar daha güzel ne olabilir? Ezen halkın sıradan insanlarını bile ezilen halka düşman yapan egemen güçlerini öyle kolay ıslah etmek de kısa bir sürede mümkün gözükmüyor!..

Kürt halkı artık her halk gibi özgür olmak istiyor. Kürtleri aralarında bölen devletler, Kürtlerin bu bağımsızlık istemlerini hep kanla bastırdılar. Bundan sonra Kürtler direnerek özgür olmak istemekteler! Kürt sol teorisyenler Mazdek’in mağlubiyetini mi? Yoksa Kürtlerin daha çile çekmeden bağımsız kendi öz devletlerini kurma hakkından yana olmalarına karar vermelidirler. Çünkü şu dönemde Kürtlerin dünya sosyalizmini düze çıkarmalarına güçleri yetmeyecektir! Sosyalizm, sosyal adalet, savaşsız bir dünya ancak güçlü devletlerle oluyor. Kürtler ise daha ulusal birliklerini bile oluşturmaktan çok uzaklar! Halkımıza yabancı olan inanç ve yaşam biçimlerini Kürtlere dayatmak Kürt sosyalistlerinin görevi olmasa gerek. Ulusal önderlik yapan sol Kürt örgütleri, güçlerine göre Kürt ulusal hareketinin en önünde olmasalar da, ortada veya arkalarda birlik içinde yer almaları,Kürt halkının hem ümidi hem de yararınadır!..

Bu önümüzdeki dönemde Kürtlerin kaderi KDP ve PKK başta olmak üzere tüm yurtsever örgütlerin dostane ilişki ve dayanışmasına bağlıdır. İki örgütün adlarını belirtmemdeki amaç onların doğru mücadele biçiminden çok Kürtlere düşman olan devletlerin provokasyonlarına yatkınlığında kaynaklanmaktadır. Ayrıca her ikisinin güçlü oluşları, kapıştıklarında Kürdistan’a büyük zarar verecekleri kaçınılmazdır. Provokasyonlara gelmemek sadece bu iki örgüt için değil, doğal olarak tüm yurtsever demokratik Kürt örgütleri bundan sorumludurlar. Kürtlerin birliğini istemeyen egemen sömürgeci güçler, çeşitli provokasyonlarla Kürtlerin kaderini etkileyecek olan bu iki büyük Kürt gücünü birbiriyle çatıştırarak, onları karşı karşıya getirmek istemektedir. Bu kışkırtmaya yatkın yazılar Kürt basınında da ne yazık ki her gün sırıtmaktalar! Sakın ola ki bir daha “Şerê brakujî” kardeş savaşı Kürtler arasında çıkmasın! İşte o zaman sadece iki örgüt bunda zarar görmez! Tüm Kürtler etkilenerek, zarar görüp kaybederler. Hem de hiçbir zaman bu olanakları bir daha Kürtler yakalamamak üzere!..

Kürt partilerinin bir provokasyona geleceğini sanmıyorum. Gerçi Federe Devlet Başkanı Serok Mesud Barzani ve KCK yöneticisi Murad Karayılan açıklamalarında “Kürtleri karşı karşıya getirecek hiçbir güç yoktur! Kürtler artık eski Kürtler değil!” her seslenişte bu sözleri tekrarlayarak diyorlarsa da yine de çok temkinli olmak gerekir!..

Kürtler artık bir çağdaş devlet kurma aşamasına girmişler. Bu devleti şimdiden tanımaya yatkın 60’tan fazla dünya devleti var.

Modern bir Kürt devletini kurma girişimi, birinci dünya savaşı sona erdikten sonra, Güney Kürdistan’da Şeyh Mahmud Berzenci tarafından ilk temeli atılmıştı. O tarihten günümüze kadar Kürtler aktif bir silahlı mücadele içinde halen savaşmaktalar. Kürtlerin devlet kurma girişimleri daha da eski tarihlere dayanır. Kürdistan Kralı Şeyh Mahmud Berzenci’yi modern devlet kurmanın başlangıcı olarak ele alırsak, bu dönem nerde ise yüzyıllık bir zaman dilimine rastlamaktadır. 1916 yılında İngiltere, Fransa arasında yapılan ve Osmanlıların Ortadoğu topraklarının paylaşılmasını öngören gizli bir antlaşmada Kürtlerin kaderi de çizilir. Bir süre sonra16 Mayıs 1916 tarihinde Fransa, İngiltere ve Rusya’nın onayı ile Sykes-Picot Antlaşması imzalanır. 1917 Ekim Devrimi’nden sonra Rusya Sykes-Picot anlaşmasından vazgeçmiş olduğunu ve Lenin bu gizli anlaşmayı dünya kamuoyuna açıklamasıyla Sovyetler Birliği antlaşmadan çekilir.

Bu anlaşmanın yapıldığı yıllarda Osmanlı Devleti yıkılırken Irak’ta yaşayan Kürtler Eylül 1922 tarihi ile Temmuz 1924 tarihleri arasında Kürdistan Krallığı’nı kurmayı başarır. Kral Şeyh Mahmut Berzenci ilk kez Mayıs 1919’da Süleymaniye’ye vali olarak tayin edilir. 10 Ekim 1921 tarihinde Kürdistan’ın Süleymaniye şehrinde bir Kürt hükümeti kurulur. Şeyh Mahmud Berzenci kendisini Kürdistan Kralı olarak ilan eder.

Bölgedeki İngiltere ve Fransa devletlerinin Ortadoğu’yu bölmek, zayıflatmak ve Osmanlı İmparatorluğu’nun yerine yeni devletler kurmak görüşü tamamen gün ışığına çıkar. Diğer yandan da Kürdistan’ı da 4 parçaya bölerek İran, Irak, Türkiye ve Suriye arasında bölüştürmeyi kendi aralarında kararlaştırırlar. 1923’te yapılan Lozan antlaşması ile de Kürdistan’ın zoraki sınırları çizilerek, Kürtlerin statüsüz durumları bugüne kadar sürüp gelir.

İngilizlerin Kürt tarihinde hep kötü rolleri sürüp gelir. Tarihte dünyada ilk kez İngilizler savaş uçakları ile Kürtleri bombalayarak bağımsız Kürdistan Krallığı’nı çökertip, Kürdistan Kralı Şeyh Mahmud Berzenci’yi de yakalayıp Hindistan’ın Bombay şehrine sürgüne gönderirler. Onların bu kötü alışkanlıkları 1925 yıllarında Kuzey Kürdistan’da da Kürtler üzerinde etkili olur. O günden bu güne kadar çok zaman geçti. Kürtler hem savaşmasını, hem de savaşlarda deneyimler kazanmasını öğrendiler. Bundan sonra kendilerinin dışında, Kürtler birbirine çelme takmazlarsa, Kürtlerin özgürlüğe atılan adımlarının önünü kesmeye hiç kimsenin gücü yetmez! Kürdistan’ı aralarında bölen egemen devletlerin emrinde olan Kürt korucu ve ajanların dışında kalan Kürtlerin çoğunluğunun artık özgürlüklerinden vazgeçmeleri mümkün değil. İnsanlarımız özgür ve barış içinde atalarından kalan öz vatanlarında yaşamak istiyorlar. Bu isteklerinin gerçekleşmesinin tek yolu, tüm Kürt örgütlerinin ulusal birliğini oluşturmalarına bağlıdır. Bundan sonra Kürtler arası savaş değil, Kürtler arası diyalog, barış ve dayanışma, Kürtleri özgürlüğe ulaştıracak tek yoldur.

Öyle ise Kürtlerin Ulusal Kongre için ileriye doğru adım atmalarından başka çareleri yoktur!.. Kürdistan Ulusal Kongresi, o aynı zamanda Kürdistan’ın özgürlüğünün de müjdeleyicisi olacaktır!..

Quellen: http://rojnameyanewroz.net/sosyalizmin-babasi-mazdekten-moderniteye-kurtler-i-11439.html

http://rojnameyanewroz.net/sosyalizmin-babasi-mazdekten-moderniteye-kurtler-ii-11607.html

http://rojnameyanewroz.net/sosyalizmin-babasi-mazdekten-moderniteye-kurtler-iii-11690.html

 

 

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s