Zin EVINAWELAT: Kuşların Kanatlarıyla Bugüne Gelen Bir Ses – Deyfe Xatun

kk.jpeg

Deyfe Hanım, Haçlılarla da savaşır. Askerleriyle büyük bir direniş ortaya koyar. Yönetim alanında büyük zaferler, kahramanlıklar ortaya koyan Deyfe Hanım, Halep’te Firdevs Medresesi’ni yaptırır.

Bir türkünün devamıydı, kadın. Bir koronun. Toplum üzerinde büyük bir değişime yol açacak birinci cinsel kırılma, karşı devrim ve ataerkilliğe geçiş, çok sesli, çok renkli toplum korosunu allak bullak edene dek. Farklılıkların, özgünlük ve zenginlik olarak algılandığı çift sesli toplum yerine, tek sesli, tek boyutlu aşırı erkesi bir koro çıkıverdi ortaya…

Sonra yıllar yılları, çağlar çağları kovaladı son hızla. Tek tanrılı dinler tarihinde kadın etrafında ikinci büyük cinsel kırılma kültürü kendini gösterdi. Mitolojik dönem kırılmasındaki kültür, bu sefer tanrı emri olarak kanun haline geldi. Kadına yönelik uygulamalar, tanrının kutsal emrine bağlandı. Neolitik kültürde ‘yaratıcı’ kabul edilen kadın kültünün yerini, iktidar sahiplerinin soylarını sürdüren, güçlendiren bir ‘araç’a dönüşen kadın (!) imgesi aldı. Başkan Apo’ nun belirttiği şekliyle, “Kadının kamusal alandan bulunması dince yasak, ahlaken ayıp olarak sunulur.”

Oysa dedik ya satırımızın başlangıcında. Bir türküydü kadın. Analık hukukunun ardından yaşanan her çağda, koşullar ne olursa olsun, kimi zaman sessizlikle örülen bir tonda, kimi zamanda cadı kazanında yakılmak pahasına, avazı çıktığı kadar yüksek bir sesle sürdürülen bir türkü. Karanfil tadında, güvercin berraklığında, Dicle ve Fırat’ ın durmadan akan yatağında ‘Toplumsal cinsiyetçiliğin özgürleştirilmesi’ adına durmadan söylenen bir ezgi.

Durmadan söylenen bir ezgi,

Bir klam,

Bir makam…

Toplumsal cinsiyet rolleri öyle keskindir ki, erkeğin yapabildikleri ve kadınlardan beklenenlerin sınırları arasına öyle bir set çekilmiştir ki… Ah, ne zordur o sınırdan geçebilmek. Hele de erkeğin yazdığı tarihin tozlu sayfalarından, bu güne taşabilmek. Erkeğin ele geçirdiği tarihe inat, kadınların söylediği türküyü anlamaya ve anlatmaya, kaleme almaya devam ediyoruz ‘Tarihte Kadın’ dizimizde. Hem de içimizden çıkan, bizden önce zorlu patikaları adımlayanları. Kendi özgün koşullarında, erkeğin adının bugüne taşındığı, kadın adının silikleştiği yıllarda, ‘İz bırakma’ yı başarabilen kadınların türküsüdür bu.

“Türkülerimizi verelim kuşlara,

süzülsün bizden insanlığa…” (A. Alp)

Viriginia Wolf, Kendine Ait Bir Oda’da, Shakespeare’in kız kardeşi olarak tanıttığı ve adını Judith koyduğu hayali bir kadın kurgular. Ve “Diyelim ki bu Judith, en az abisi Shakespeare kadar yazmaya meraklı ve gene en az onun kadar yeteneklidir. Peki acaba onun gibi yazarlık yapabilir ve hayatını yazıya adayabilir mi?” diye sorar Wolf. Sonra cevabını uzun uzun yaptığı değerlendirmelerin ardından elbette “Hayır” olarak verir. Ve aynı örnekten yola çıkarak Ortadoğu’ ya uyarlar bunu yazar Elif Şafak, Siyah Süt’ de. Ve O da sorgular, ünlü edebiyatçı Fuzuli’ nin bir kız kardeşi olsa -ki, adını da Firuze olarak belirlemiştir bu kadının- ağabeyi gibi çok yetenekli biri olsaydı, bu güne taşınır mıydı, dünden? Peki, bu varsayımları bir kenara bırakıp da gerçeğe dönersek, sahiden bu tür olaylar yaşanmamış mıdır sizce? Onların adını bilmemiz, sosyal, siyasal, edebi, askeri alanda bu tür yeteneklerin hiç yaşamadıkları anlamına mı gelir? İşte, somut bir örnek. Herkes tanır Selehattin Eyyubi’ yi. Peki kim tanır yıllarca Halep ve civarının yönetimini üstlenen, haçlılara karşı savaşan ve yaşamının son anına kadar saldırganlara boyun eğmeyen Eyyübi’nin yeğeni Deyfe Xatun’u? Yaşadığı dönemin en ileri gelen Kürt kadınlarından Deyfe Xatun’un biyografisine yolculuk yapalım şimdi de. Ve belleğimizin bir bölümünde, yer açalım bu Kürt kadınına…

Hicri takvime göre 1186 yılında, Halep Kalesi’n de dünyaya gelir, Deyfe Xatun. Selehattin Eyyubi’ nin yeğenidir. 25 yaşında Eyyubi Hanedanı Elmelik Elzahêr’in oğlu ile evlenir. Eşi yönetimde olduğu sırada vefat edince, oğlu çok küçük olduğu için yönetime geçer. Oğlu 17 yaşına gelene kadar, Hanedanlığı O yönetir. Ancak oğlu yönetime geldikten kısa bir süre sonra, 1236 yılında 24 yaşında vefat eder. Yönetime II. Selahattin lakabını taşıyan diğer oğlu geçer. O da vefat edince torunu 7 yaşında olduğu için, Deyfe Hanım 50 yaşında yönetime tekrar geçer. Halep ve etrafını 6 yıl boyunca yönetir.

Yönetimi sırasında Hama, Tunus, Şam, Kürdistan yöneticileriyle ilişki geliştirir. Selçuklularla görüşerek, Haçlı ve Moğol saldırılarına karşı yardım ister. Yoğun saldırılar esnasında, cesur bir tavır ortaya koyar. Hicri takvime göre 1219’da Moğollar, Cengiz Han başkanlığında Buhara ve Semerkant’a kanlı bir şekilde saldırırlar. Görülmeyen, duyulmayan katliamlar düzenlerler. Müslüman şehirleri, camileri, okulları talan ederler. Kitapları, âlimleriyle birlikte yakalarlar. Vahşice bir talan görülür. Bunun karşısında birçok yönetici korkanken, Deyfe Hanım böyle bir süreçte baş eğmez. 1226 yılında Cengiz Han ölür. Ama dört yıl sonra Saruhan, Kişlohan ve Berdihan ve Xuwarizma saldırılar düzenlenir. Selçuklulara sıra gelir. Fırat kıyılarına kadar yaklaşırlar. Cihber Kalesi’ne saldırarak halkı korkuturlar. Defye Hanım ordusunun bir kısmı Cihber Kalesi’ ni, bir kısmı Şirez ve Harim kalelerini savunmaya gider. Bu savunma sonucu Moğollar, Halep’ e yönelirler. Deyfe Hanım, bu saldırılar karşısında halkına birlik olup kendilerini korumalarını ister. Bir araya gelen halk, kalede savunma yapar.

Moğollar, defalarca Halep’ e, Eyyübi Hanedanlığı’na saldırırlar. Her defasında Deyfe Hanım, askerleriyle büyük bir direniş ortaya koyar ve Moğolları püskürtür. Sühabuttin Eyyübi, Deyfe Hanımı çekemez ve yönetime kendisi geçmek ister. Ama buna tek başına cesaret edemediği için Şam Padişahı Elmelik Eleşrefe gider ve şöyle der: “Etrafındaki mirler onu istemiyor. Onun köleliğinden özgürleşmek istiyorlar. Güçlü bir padişah arıyorlar.” Şam padişahının desteğiyle yönetimin başına geçmek istediğini söyler. Şam padişahı: “Ben Eyyübilerin torunlarına kötülük yapmam.” diyerek bu isteği geri çevirir.

Deyfe Hanım, bunu duyunca ihanet etmek isteyen adamın karşısına askerlerini çıkarır ve bütün malını elinden alır. Onu ve yandaşlarını Halep Kalesi’nde hapseder.

Moğol saldırılarından sonra tarih sahnesine tekrar Haçlılar çıkar. Moğolları aratmayacak baskıları halka uygulamaya başlarlar. Deyfe Hanım, Haçlılarla da savaşır. Askerleriyle büyük bir direniş ortaya koyar. Yönetim alanında büyük zaferler, kahramanlıklar ortaya koyan Deyfe Hanım, Halep’te Firdevs Medresesi’ni yaptırır.

Deyfe Hanım, hicri 1242 yılında 59 yaşında, hastalığından kaynaklı vefat eder.

Quelle: http://www.komunar.net/tr/index.php?sys=nuce&dw=nivis&id=661

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s