Dewrim Idil: Ahmedê Xanî’yi Anlamak…

ah.jpg

Ahmedê Xanî“yi anlayabilseydik bu gün bu halde mi olurduk?

Bu cümleyi tam bir gönül rahatlığıyla şu şekil cevaplayabiliriz. Eğer Biz Kürtler Ahmedê Xanî“yi iyi anlayabilseydik bu gün bu asırda bu çok boyutlu zilleti asla yaşamazdık.

Çünkü o geleceği çok iyi kestirebilen ilim, irfan ve iman deryası zat, bu hallere düşmememiz için gerekli reçete ve raporunu yaklaşık dört yüz yıl önce dikkatlerimize sunmuştu. Ama ne yazık ki biz o reçeteden nasibimizi yeterince almamışız.

Ve yine ne yazık ki o gün bu ve benzeri zatları anlamadığımız gibi, yaşadığımız bunca dram ve acı tecrübelere rağmen bu gün bile onları anlama yetisinden hala mahrumuz.

Bu nedenle yaşamı ve olguları doğru bir algı ile okuyabilmemiz için çekilecek daha epeyce çilemiz var, diyebiliriz…

Bu iddiamızı doğru bir esas üzere temellendirebilmek için önce bu zatın eserlerine, yani yaptıklarına ve yaşam öyküsüne kısaca bir göz atalım.
İnanıyorum ki, tarafsız bir gözlemci sıfatıyla dahi yaptıklarından yola çıkarsak biz yetim kalmış Kürt çocukları için kurguladığı yaşamın ana kodlarını yakalayabiliriz…

Bu kodlar bütün Kürt toplumunun, hatta Kürt olmayan toplumların bile toplumsal realitelerinden uzak ütopya ve kuruntular, bir takım dar kalıplar uğruna verili yaşamın temel doğrularını dara düşüren kurgular ve dayatmalar değil, hayatın gerçekliğinin imbiğinden damıtılarak insanın ve insanlığın belleğine aktarılmış doğrulardır. Evrenseldir. Kuşatıcıdır. Bütün toplumları felaha ulaştırabilecek bir içeriğe sahiptir. İnsanidır. Barışçıldır. Kirli savaşların ve kandan beslenen kirli bir rantçılığın önünü temelden kesiyor. Bu duruş günümüz Ortadoğusunun tam da ihtiyaç duyduğu bir duruştur.

Düşünün kürdü, türkü, farsı, arabı, sünnisi, şiisi, alevisi, müslümanı, hristiyanı, musevisi, süryanisi, birbirlerini inkâr etmeden, birbirlerinin kanlarını dökmeden barış içre, insanca bir yaşamın ikliminde birbirlerine destek olarak yaşamlarını sürdürüyorlar.

Bu geniş ufku yakalayabilmekte güçlük çekiyor günümüz insanı. Bu nedenle Onu doğru bir şekilde tanıyabilirsek iddialarımız kendiliğinden onaylanmış olur, diye düşünüyorum. O halde konumuza dönelim:

Ahmedê Xanî kimdir?

Ahmedê Xanî, H.1061-M.650-51″de Ağrı-Doğubeyazıtta doğar. Babası İlyas Efendi, Annesi Gülnigar hanımdır. Dönemin ilim havzaları olan Kürt medreselerinde çok iyi bir dini ve ilmi eğitim gördü. Arapça, Farsça ve Türkçeyi anadili olan Kürtçe gibi kullanabildi günlük yaşamında ve eserlerinde. Diwanında bu dört dil ile yazılmış”Mülemma” türü şiirleri mevcuttur.

Xanî, hikmeti ve yaşamı yerli yerinde kavramış çok yönlü bir Kürt âlimi, bilgesi ve arifi idi. Âmelde Şafii, İtikatta Sünni-Eşâri, Tarikatta Nakşibendî, Felsefi kavrayış ve duruşta ılımlı bir vahdet-i vücutçu idi.

Ömrünü ilim ve irfana adadı. Pek çok eser yazdı. Ancak kendisine ait olduğu kesin olan ve günümüze kadar ulaşabilen dört tane eseri elimizde mevcuttur.

Nûbehara Bîçukân(Kürt çocukları için yazılmış Kürtçe manzum- lirik ve didaktik şiirsel sözlük,1683),

Eqideya İmanê( İnanç risalesi-manzum,1687),

Mem-u Zin(Mesnevi-Kürtlerin Saray Yaşamlarının bir kesitini konu alan deruni bir hikmet ve ilahi aşk ile duru bir beşeri aşkın harmanlaması olan manzum bir efsane,1694)

Diwan(Şiirler)

Bu eserlerin ilk ikisi yazıldıkları günden bu yana Kürt medreselerinde birer ders kitabı olarak okutulup ezberlenmektedir.

Kürt halkının hem dini hem milli bir önderi olan bu bilge zat 1707 veya 1709 yıllarında Beyazıt“ta vefat etti. Türbesi bu gün en çok ziyaret edilen dergâhlardan biridir.(*)

Ahmedê Xanî, 17 y.yıl İran-Safevi-Şii imparatorluğu ile Osmanlı-Türk-Sünni imparatorluğunun birbirlerine üstünlük sağlamaya çalıştığı bir dönemde yaşadı. İki güç arasında yaşanan çetin savaşlara tanık oldu. Yavuz selim ile Şah İsmail“in kıran kırana kapıştıkları Çaldıran Savaşı, Bu gün bile büyük oranda geçerliliğini koruyan İran –Osmanlı sınırlarını belirleyen Kasr-ı Şirin anlaşması bu dönemde yapıldı. Özetle bunlara benzer daha pek çok irili ufaklı çatışma ve olay hep bu döneme denk geldi. Ve ne gariptir ki bu çatışma ve savaşların çoğu Kürtlere ait topraklar üzerinde yaşandı.

Kürtler iradi olarak bu savaşlara taraf olmadıkları halde bu savaşlardan en büyük zarar ve kayıp yine Kürtlerin oldu. Daha da acısı Kürtler bu güçler dengesinde kendi içlerinde parçalandılar. Bu güçler uğruna birbirlerinin kanını döktüler. Sürekli Kürtlerin aleyhine gelişip yaşanan bu haller Xanî“yi çok derinden üzerek etkilemiştir. Bu üzüntü ve rahatsızlığını şiirlerinde bir feryad ve isyana dönüştürerek Kürtleri bu girdaptan çıkmaya çağırıyor. Mem-u Zin“deki 221–225 arası beyitlerinde bu durumu şöyle haykırıyor:

Ev Rom û Ecem bi wan hesar in: Bu Rom ve Farslar Kürtleri kuşatmışlar
Kurmanc-i hemî li çar kenar in: Kürtlerin tümü dört bir yana dağılmışlar

Ev qulzemê Rom u behrê Tacik: Birer denizi andıran Rum ve Acemler
Hindî ku bıqin xurûc u tehrîk: Ne zaman ortaya çıkıp hareket etseler

Kurmanc dibin bi xwûn mulettex: Kürtler dört bir yandan kızıl kana bulanırlar

Wan ji hev dikin mîsalê berzex: (Bu kan ) Onları Berzah alemleri gibi birbirinden ayırır.

Go ya kul-ı ser hedden kilîd in: Oysa sınırların tespitinde anahtar hep Kürtlerdir

Her taife Seddeki in sedîd in: Aşiretleri sınırlar üzerinde sağlam setlerdir.

İlk başlarda da vurgulamıştık Kürtlerin bu bölünmüş ve yönetilmeye mahkûm, perişan yığın görüntüsü Xanî’yi çok fazla üzüyor.

Bu nedenle hem bu halin yarattığı üzüntü ve umut kırgınlığını yaşıyor.

Xanî, değerleriyle çatışmayan, kitabi, öz ve duru bir islamı içselleştirerek yaşayan Kürtlerin çoğunluğunun bu temiz yaşam sonucu fıtratlarına yerleşmiş, doğruluk, dürüstlük, kahramanlık ve mertlik gibi artık doğal-iradi alışkanlıkları haline gelen üstün meziyetlerini dile getirdikten sonra bütün bu olumlu değerlere rağmen onlarında etraflarını kuşatan topluluklar gibi devletleşemeyişlerine ve kendi kendilerini yönetemeyişlerine olan hayret ve şaşkınlığını şu şekil dile getiriyor:

Ez mame dı hîkmeta Xwedê da: Şaşıp kaldım Allahın hikmetinden
Kurmanc dı devleta dınê da: Acaba bu dünya devletinde Kürtler

Aya bı çı wechî mane mahrûm? Neden hep böyle mahrum olmuşlar
Bilcümle jı bo çı bûne mahkûm? Topyekûn hep yönetilmeye mahkûm olmuşlar

Xanî, hem Kürtlerin bu halden kurtulmaları için derinden gelen içli bir dua ve niyaz içredir. Hem de bu hali aşmak için büyük bir istek, hayal, umut ve temenni içredir.Bu nedenle içinde bulunduğu ruh halini, şiir diliyle şöyle anlatıyor:

Qet mumkin e ev ji çerxê lewleb: Mümkün mü feleğin çarkının lehimize dönmesi Tali bıbitin jı bom e kewkeb: Mümkün mü bize bir şans yıldızının doğması

Ger de hebuwa me padişahek: Şayet bizim de bir padişahımız olsaydı
Laiq bidaya Xwedê kulahek: Ve Allah ona da bir külahı layık bulsaydı

Ger de hebuwa me serfirazek: Eğer bizim de bir yüksek başlımız olsaydı
Sahib keremek suxen newazek: Ve kendisi iyiliksever ve şiire talib biri olsaydı

Xemxwari dikir lime yetiman: Biz yetimlere merhamet edip acıyacaktı
Tinane derê jı dest leîman: Bizi namertlerin elinden kurtaracaktı

Te’yin bibuwa ji bo wi tacek: Ona da oturacağı bir taht tayin olunsaydı
Elbette dibu meji rewajek: O zaman bizim de bir geçerliliğimiz olacaktı

Xalib ne dibû lı ser me ev Rum: O zaman asla bize galib gelmeyecekti şu Rumlar
Nedibûne xerabe ê di dest bûm: Ve olmazdık baykuşun konduğu yıkıntılar

Mahkûm u eleyhi u se’alik: Olmazdık kendilerine hükmedilen insanlar
Mexlûb û muti’ê Turk u Tacik: Olmazdık Türk ve Farslara mağlup ve itaatkâr

Xanî, bu halden temelli kurtulmanın ana şifresi olarak Kürtlere, kendi aralarında iyilik üzere, yani iyiliğin yaygınlaşıp yaşaması için ittifak, dayanışma ve güç birliğini öneriyor. Bunu gerçek anlamda insani bir kurtuluş, yerli yerine oturmuş, insani ve onurlu bir özgürlük için, din ve dünya işlerinde yükselmenin temel öğesi olarak görüyor Kürtlerin ancak bu yol ile din ve devlet yani din ve dünya işlerini tamama erdirip yönetilen olmaktan kurtulup yöneten konumuna yükselebileceğine inanıyor. Bu nedenle diyor ki:

Ger dê hebuwa me ittifaqek: Eğer aramızda ittifak kursaydık
Vêkra bikra me inqiyadek: Birbirimize uyup birlik ve beraberlik içinde olsaydık

Tekmîl-î dikir me din û dewlet: O zaman tamamlayacaktık hem dini hem devleti
Teshil-i dikir me ‚ilm û hîkmet: Ve elde edecektik o zaman hem ilmi hem hikmeti

Rum u Ereb u Ecem temami: O zaman tüm bu Rum, Arap ve Farslar
Hemyan jı me ra dıkır xulami: Bizim için hizmetçi olacaktılar

İlmin ilkelerini yerli yerinde kavrayamayanlar, sadece yukarıdaki beyitlere bakarak Xanî’yi İslam“ın lanetleyip haram kıldığı milliyetçilikle, yani ırkçılıkla suçlayabilirler. Bu suçlama bütünüyle onların cehaletlerinin bir ispatı olmuş olur. Çünkü o,Arif-i billâh, hak ve adalet aşığı, Müslümanların dünyasını Allahın iradesine göre mamur etmek gibi ilerici bir özlem sahibi bir İslam âlimidir. Eserlerinin bütünlüğü içerisinde Allahın yarattığı bütün insanları ve toplulukları, özellikle Müslüman toplulukları birbirine müsavi yani eşit ve kardeş olarak görüyor. Birini üstün, diğerini zelil olarak görmüyor. Zira”hepimiz âdemin çocuklarıyız. Âdem de topraktandı,…”diyor.

İşte tam da bu noktada Kürtlerin, çeşitli sebeplerden dolayı, Allahın kendilerine bağışladığı hakları kullanma becerisinden geri kaldıklarını ve bu yüzden perişan bir hale düştüklerine inanıyor. Bu sebeplerin başında toprakları üzerinde, sürekli savaşların olması ve bu nedenle kürt mirlerinin yani günümüz tabiriyle önderlerinin ittifak ve dayanışma ruhundan uzaklaşmaları olarak görüyor. Bunu bir bela ve afet olarak algılıyor.

İşte bundan hareketle Kürtlerin, Allahın onurlu, başı dik, sırtı pek bir topluluğu olarak dünyada olmaları gereken yerlerini alabilmeleri için ve insan olarak güçleri dâhilindeki bütün dert ve belalardan kurtulabilmeleri için ağır bir yükü omuzluyor.

Bunu aşmak niyetiyle hem dininden hem de dünyasından haberdar yeni bir nesil yetiştirmek istiyor. Kürt çocuklarının gerçek bir özgürlüğü tanıyıp yaşayabilmeleri için, Allahın dışında kimseye kul olmamaları için, Kürt coğrafyasından kölelik, yoksulluk, perişanlık ve gözyaşlarının ilelebet kalkıp bir daha geri gelmemesi için ilim, irfan ve erdem seferberliği başlatmak istiyor. Bunun için işe sıfırdan başlıyor .Kürt çocuklarını yeni bir ruh ile yetiştirmeye başlayarak işe koyuluyor. Önce onlar için anadilleri olan Kürtçe ile hem dünyayı hem de dini doğru bir şekilde öğretip kavratacak eserler yazıyor.

Önce “Nubihara Bıçukan’ı (Küçüklerin, yani çocukların Yenibaharı) yazıyor. Nubihar, Okuma- yazmanın abcsinden, insan, hayvan, eşya, maden, bitki, ağaç, sebze, meyve, mahsul, çevre isimleri, doğa olayları, üreme ve üretimin temel kavramları, kozmoloji ve meteorolojiye kadar… daha pek çok konuyu işliyor. Özetle Kürt çocuklarına hayata dair öğrenmeleri gereken hemen her şeyi son derece fasih, yalın bir Kürtçe ve lirik, didaktik bir üslup ile öğretiyor.

Bunları öğrenen çocuk, ardından “Eqida İman锓ye başlıyor.Yani dinin amentüsü, temel esaslarını net, anlaşılır bir üslupla hurafesiz bir iman anlayışını, kavranabilir bir inancı yani doğru bir temel ile anlaşılır bir islamı yine aynı berrak Kürtçe ile öğreniyor. Nitekim bu eserleri yazma niyet ve amacını şöyle açıklıyor:

Ne jı bo sahib rewacan: Bu eser seçkinler(soylular) için değildir
Belki jı bo bıçûked kurmancan: Daha çok Kürtlerin küçük çocukları içindir

Weki jıQuranê xelas bin: Ki, onlar Kurânı bitirdikleri zaman
Lazım e li sewâdê çav nasbin: Gözleri açılıp bilgi sahibi olmalılar

Heta tu devr u dersan nekı tekrar u mesruf: Eğer tekrar eyleyip ezberlemezsen metin ve derslerini Lı dunyaê tün abı ne meşhur u ne me“ruf: Dünyada olamazsın ne meşhur ne de arif biri

Ger dıvetin bıbi mir umuteber: Eğer olmak istiyorsan mir, başkan ve itibarlı biri
Kizb u Xilafê mebej getre bikın ker bıker: Yalan, dalavere ve ihtilaflara düşme, varsın seni param parça etsinler

Böylece bir Kürt çocuğu daha 12–13 yaşlarında hem Allahın kendisine bağışlamış olduğu fıtri haklarını Anadiliyle öğreniyor, kendilerine özgü meşru yerel değerlerine hiçbir zorlama olmadan eğitimin gücüyle sahip çıkıyor.

Hem de her iki dünya mutluluğu ve huzurunu öneren manevi değerlerini ve ahlaki terbiyesini alarak ilim ve irfan yolundaki gelişimini sürdürüyor. Böylece yarının büyüğü olarak küçüklüğünde öğrenmesi gereken her şeyi doğru temelde öğrenmiş oluyor.

Xanî, böylece günümüz çocuklarının ve özellikle gençliğin içine düşmüş olduğu ikilem, buhran, bunalım ve değer çatışmalarını temelden çözmüş oluyor. Yani bir Kürt çocuğu milli değerlerine sahip çıkarken dinine soğumuyor. Dini ilim ve terbiyesini alırkan milli değerlerinden kopmuyor.

Allah’ın kendine bir hak olarak verdiği gerek yerel gerekse evrensel bütün meşru haklarına sırt çevirmiyor. Öz varlığını inkâra kalkişmıyor. Allahın helal kıldığı her şeyine adam gibi ve insani bir ruhla sahip çıkıyor.

Bu dil, edebiyat, tarih, kültür, meşru örf, Hak, Adalet, insanın ve insanlığın onurunu üstün değer olarak algılayan adam gibi tanımlanmış bir özgürlük anlayışı, inanç ve fikir özgürlüğü, özgür düşünceye saygı ve ahlaki değerleri sahiplenme, emeğe ve alın terine saygı, yoksulu, zayıfı, kadını, çocukları ve kimsesizleri insani bir duruşla kollama. Bütün totaliter anlayışlara, Politik ahlaksızlık ve yozlaşmalara, diktatoryal yönetim ve kişiliklere mertçe karşı çıkma, insanı ve erdemi yaratılmışların en şereflisi olarak esas alan bir insan hakları kültürünü sahiplenme gibi. Özetle insanca bir yaşam çerçevesine sahip çıkma gibi…

İşte Mella Xanî“nin büyüklüğü ve gerçek önderliğinin temel farkı tam da bu noktada beliriyor. Xanî, sadece kendisi gibi düşünenler için değil, kendisine karşı olanlara bile onurlu bir yaşam çerçevesi önererek büyüklüğünü ortaya koyuyor. Kendini, yetim kalmış Kürt çocuklarına adıyor.

Bize düşen bu duruştan bir ders çıkararak Xanî gibi büyüklerimizin hayat sahnesindeki o barışçıl, manevi, irfani önermelerini doğru bir şekilde yaşama yansıtmak olmalı. Yoksa Afrika“nın sıcak kumlu çöllerine düşen develer misali daha çok serap göreceğiz. Zira iyi bir kaptanı ve düzgün bir rotası olmayan bir geminin sığınılacak bir limanı da olmaz.

Son sözler niyetine bu acizliğimizle o büyük üstadımızı layıkınca tanıyıp tanıtmaya muvaffak olabilmişsek ne mutlu bize. İşin hakkını verememişsek Mevla bizi affetsin.

Diyebiliriz ki biz Kürtler ilim ve irfan deryası bu zatı doğru anlayıp onun öğretisiyle yaşamımızı şekillendirebilseydik bu gün ağır birer sorun olarak dünyamızı karartan pek çok problemimiz kendiliğinden ortadan kalkmış olurdu.

Belki ben aciz bir kul olarak bu zatı tam olarak anlamamış olabilirim. Bu nedenle Kürtlere dair ufacık bir endişe ve dertleri olan-Kürt olan, olmayan- bütün dostlarımı, onu doğru anlayabilmeleri için onun külliyatını gözden geçirmeye davet ediyorum. Umulur ki bir barış ve esenlik denizi oluşturabilmek adına bir damla hükmüne erebiliriz.

Quelle: http://mirbotan.com/guzel-yazilar-makaleler/194463-ahmede-xaniyi-anlamak.html

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s