Ali Şeker: EDEBİYAT VE SOSYAL MEDYA

Pirtûk û Wêje: Edebiyat ile sosyal medya arasındaki ilişki, ortak benzerlikler, farklılıklar, birinin diğerine yararı veya zararları hakkında ne düşünüyorsunuz?

 as (2).jpg

 

Sosyal medya; sınır, ülke, aidiyet, kimlik ve inanç kavramlarının hükmünü yitirdiği, düşünce – fotoğraf paylaşımı ve günlük yaşanan isteğe bağlı bir sanal arkadaşlık penceresi… Cebimizdeki bir telefon sesi kadar bize yakın, yakınlaştığı oranda da küçüldüğü bir devasa dünya sistematiği.

Her an nefesini ensende hissettiğin bir sosyal medya paylaşımıyla, gözetleniyor olmak hiç tanımadığın veya uzaktan da olsa tanıdığın – tanımadığın binlerce insan tarafından bir kuşatmışlık ağıyla sarmalanırız her gün. Sosyal medyada, kimin nerede nasıl hareket ettiğini her koşulda belirleyen çok karmaşık bir ağ örgüsüyle donatılmış çetrefilli sosyal bir ağ. Hemen hemen herkesin her konuda fikir beyan ettiği, yorum yazdığı sanal olduğu kadar da farklı düşünce ve sosyal ilişkileri, dünyanın herhangi bir köşesine taşıyan kalıcı dostlukların da geliştiği günü birlik gelişmeler yumağıdır. Bir o kadar gerekli – bir o kadar da gereksiz somut nesnel olmayan kavramların iç içe geçtiği, hem iyi hem de kötü tarafların fazla olduğu, adı üzerinde “ sanal “  veya bizim deyimimizle sosyal medya. Yaşamda, her alanın içinde yer bulduğu ve ilişkilendiği sosyal medyada, edebiyatın da kendine bu sihirli ve büyülü bilişim çağı dünyasında yer bulması kaçınılmazdır.  İnsan ve doğa çelişkilerinin, sosyal ilişkilerin olduğu her ortama edebiyat davetsiz girer ve herhangi bir dost meclisinde yerini alır. Her bir yüreğe ayrı tatlar bırakarak,  oradan da başka yüreklere girmek için ayrılır.  Sosyal medya, bilgisayar gibi dev bir aygıt üzerinden görsel – paylaşım ve işitsel olarak, istediği bir bilgiyi, bilgilendirmeyi anında yayma ve yayımlama olanağına sahiptir.  Edebiyatın değişik dünyalara adım atması ve yaygınlaşması anlamında, sosyal medya edebiyatın önünü hep artılarla donattığı düşüncesindeyim. Şiir dinletilerini, kitap tanıtım etkinliklerini veya edebiyat söyleşi – günlerini, anında sosyal medya üzerinden günlük paylaşımlarından takip edebiliyoruz. Bu da edebiyata olan bir yarardır diye düşünüyorum.  Edebiyata olan zararlarından bahsedecek olursak, herkesin yazar, şair olduğu, bir konu hakkında yorum yapabildiği eleştirmen olarak kendini gördüğü sosyal bir ortam. Yazılmış edebiyat ürünlerinin, bu bir şiir veya öykü olabilir, ana temasına öykünerek kendine mâl eden onlarca sosyal medya yazarı var… Şairlerin şiirlerindeki dizelerine benzer dizelerin,  çokça paylaşıldığını bu sosyal ağ üzerinden rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz. Sosyal medyanın, Türkiye ‘ de muhalif basın ve yayının susturulmasıyla birlikte, bir nevi televizyon görevini de yerine getirdiğini günlük yapılan paylaşımdan anında görebiliyoruz. Edebiyat olanaklarını kat be kat aşan küçülmüş de büyümüş bir sosyal medya gerçeği.  Edebiyat, hoş sohbet geçirme alanı değil,  eğlenceli – şaşalı dünyalarda gezintiye çıkmak için, zaman öldürme alanı hiç değil. Bu sosyal ağ içinde, edebiyat bilgilenme ve öğrenme alanında,  yeni hayatları yaşam çelişkileriyle birlikte okuyarak irdelememizi, fikir sahibi olmamıza olanak sağlar. Sosyal medya ise, toplumun edilgen büyük bir kesimi tarafından sadece fotoğraf paylaşımı yaparak zaman öldürme aracı olarak kullanılır. Türkiye ‘ de kitap okuma oranlarından biliyoruz ki, sosyal medyanın eksileri ve yaygınlığı daha çok rağbet görüyor toplum arasında. Bu her iki alanda insan çelişkileri üzerinden ilişkilerini sağlayan, biri hem görsel hem de işitsel olan, hemen hemen toplumun küçüğünden büyüğüne kadar herkesi etkisi altına alan koskocaman bir dünya. Sosyal medyanın gelişme çağında olan her bir birey üzerinde oldukça bağımlılık yarattığı bilinen bir gerçektir. Edebiyat ise, dokunarak hissederek alıp okuduğumuz, bilgi dağarcığımızı geliştirmek için gereksinim duyduğumuz, okunan bir iletişim materyalidir. Bu iki alanın ortak özellikleri, her iki alanın da kitlelerle iletişim halinde olmasıdır.  Edebiyat dokunarak aldığımız kitaplardır,  işitselliği olmayan kâğıt ve mürekkep kokan daha çok somut olan nesnelerdir. Sosyal medya ve edebiyatın ortak benzerlikleri, her iki alanın da kitlelere, insan olgusu ve deneyimi üzerinden hitap etmeleridir. Birinin görsel ve işitsel olan belirgin özelliği, bir diğerinin ise  ( edebiyat ) daha çok elle dokunarak bilgi sahibi olmak için aldığımız, kendimizi geliştirdiğimiz değişik dünyalardaki yaşamı bizlere sunan kültür, sanat ve tarihin farklı arka planı olan bir penceredir edebiyat.  Sosyalleşmenin olduğu her mekâna, istek üzerine rahatlıkla girebilen edebiyat, sosyal medya gibi bilişim çağındaki bir mekanizmaya sessiz kalması düşünülemez. Dolayısıyla bu anlamda sosyal medyanın edebiyat üzerinde,  zararından ziyade faydasının daha çok olduğunu söyleyebiliriz. Apolitik kesimlerin yoğun olduğu bir ülkede, her kesimin edebiyata erişmek gibi bir isteğinin olmaması, toplumsal bir sorundur.  Sosyal medya üzerinden iletişim ağıyla örülü devasa bir dünyadan edebiyatın bihaber olması düşünülemez.  Zaten internet üzerinden kitap evleri kitap tanıtımlarını kendi sitelerinde bir yayın evi titizliğiyle paylaşıyorlar. Bu bilişim çağında bana göre, buda edebiyat için çok önemli bir adımdır. Edebiyatın kitlelere, toplumun her dinamik faktörüne, dünyaya açılan bu sosyal medya penceresinden girmek kadar daha doğal ne olabilir ki… Öncelikle Türkiye ‘ de her dört kişiden birinin ancak kitapla buluştuğu bir ortamda sosyal medya üzerinde, edebiyatın kitlelerle bir tıklama tuşu mesafesinde olması, edebiyat açısında olumlu bir gelişme olduğunu söyleyebiliriz. 21. yüzyılın ilk çeyreğine yakın bir zaman diliminde, sosyal medya kronolojik olarak hayatımıza girdi. Sınır, ülke, aidiyet ve inanç kavramlarının hükmünü yitirdiği, isteğe bağlı sanal arkadaşlıkların binlercesine vardığı bir bilişim ağı. Kişilerin cebimizdeki bir telefon zili sesi kadar çok kısa bir sürede yakınlaştığı devasa bir dünya. Var olan somut dünyanın elimizin altında bir telefon veya bilgisayar kadar küçülüp o kadar da büyüdüğünü hissettiren aç gözlü bir benlik egosu.  Daha önce bilgisayar üzerinde yazdığımız edebiyat dosyalarını bu bir makale, bir deneme yazısı, bir kitap çalışması olabilir hiç fark etmez flaş belleğe kopyalayarak gönderirdik. Sosyal medyanın daha aktif olmasıyla birlikte e – mail adresi üzerinden şimdi istediğimiz herhangi bir yere yazılarımızı gönderebiliyoruz. Edebiyatın yaşamla ilişkili her alanını içinde barındıran deneme ve makaleler bu sosyal ağ üzerinden yayımlanabiliyor. Bu da sosyal medyanın günümüzde ne kadar gerekli olduğunu gösteriyor. Her ne kadar bireysel eleştirilerimiz olsa da, yinede günlük yaşam akışı içinde hiç birimiz sosyal medyasız bir şey yapmıyoruz gerçeğiyle yüz yüzeyiz. Ve bu da olması gereken bir deneyimdir. Sosyal medyanın yararı ve zararları noktasında, kişinin kendini ne kadar sosyal medyada tükettiğine bağlı olduğunu söyleyebilirim. Kararında kullanılan her şeyi doğru bir seçenekle yaşamımızda taçlandırabiliriz. Akla- aklımıza gelen ilk şey, her gün bir şeylerin paylaşıldığı bir sosyal medya gerçeğinin olmasıdır…

Ali Şeker

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden /  Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden /  Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden /  Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden /  Ändern )

Verbinde mit %s