Süleyman Deveci: Hasan Bildirici / Geçmişin Gölgeleri

Geçmişin Gölgeleri farklı bir Hasan Bildirici klasiği, hüzünlü bir aşka dair kahramanlaştırılan yaşlı Maria ile kendi aşkını arayıp bulamayan Kürt mülteci Ahmet Zana´nın zor ve karmaşık dostluk hikayesi. Sayısız otobiyografik izlerin yansıtıldığı romanda Maria´nın Albert´e aşktan öte duyduğu tutku aslında kara veya kör bir sevda ile açıklanabilir. Hüzünsüz aşk yoktur söylemine yeni ve güçlü bir örnek.

Hemen hergün ölü sevdalısının mezarına uğrayan, çiçek bırakan ve onunla sohbetlere dalan yorgun aşık Maria ile mezarlıkta bakım, temizlik, bahçe düzenlemesi gibi işlerin sorumluluğunu yerine getiren ve o da kendi aşkını kendi dünyasında kendi yöntemleri ile arayan Ahmet Zana tahmin edilebilecek kavgalı bir tanışma dahası tartışma sonrası birbirlerini daha iyi tanırlar, ve bir süre sonra yaşamlarının birer parçası olurlar.

gecmisin gölgeleri.jpg

Bu eseriyle Bildirici ilk defa yabancı bir ülkede yaşamanın izlerine dair sayısız anlatıda bulunarak bir tek beni sevindirmiyor aynı zamanda yüzbinlerce Kürdün yaşadığı Avrupa koşullarından küçük bir de kesit sunuyor, ki bu olguya genel anlamda Kürt dünyası Fransız takılıyor. Yaban elde Kürt olmak, mülteci olmak, bura dünyası ile olan çelişkilerin ruhlarda yarattığı fırtınalar daha konuşulmaya ve yazılmaya başlamadı. Buna yeni yeni başlanıyor.

Geçmişin Gölgeleri bir Avrupalı Kürdün yaşamından belirli bir kesiti anlatan kolay okunan, akıcı, hoş sohbet ve yer yer insanı duygulandıran ve gözyaşına boğan, düşündüren, yer yer de Ahmet Zana gibi bir siyasi Kürt mültecinin uçkur sorunları için düştüğü ortamı yadırgatıp ayıplatan bir anlatı. İnsan ne garip bir yaratık, ne hayat arkadaşı var iken mutlu ne de onsuz, dedirtene güçlü bir öykü.

Yabancı düşmanlığı, ayrımcılık, ırkçılık Kürdün Avrupa´nın hemen her ülkesinde karşılaştığı günlük olağan durumlar. Bunun ilk defa böylesine zengin bir anlatı ile güçlü bir kalemin elinden çıkması insanı umuda ve heyacana boğuyor. Binlerce kilometre uzaktaki işgal altındaki ülkeye değin havaya kurşun atıp her gün değil bir kaç mikrop, kuş, uçak düşürdüğünü sananlara iyi bir yanıt. Burnunun önünü görmeden Kürde, Kürt dünyasına hemen her an rengi, sesi, biçimi değişebilen Kürt siyasi dünyasına yaranmak istemek bir yazarın derdi olamaz, hele hele bir edebiyatçının hiç bir zaman öyle bir kaygısı olmamalı.

Hasan Bildirici övülmeye değecek bir kalem, Kürt edebiyatına, düşün dünyasına katkıları keza yine öyle. Onun aşırı siyasi söylemine alışkın insanların Geçmişin Gölgeleri´nden hoşlanmayacakları peşinen söylenmeli. Ama edebiyattan, Kürtten hoşlananlar, burada yaşayan öyle veya böyle buralılaşmışlarımız için zevkli bir sohbet, güçlü bir roman ortaya çıkartmış Hasan Bildirici.

Ona orada burada çatanlara da bu arada sadece söylemek gerek, beğenmiyorsanız hodri meydan, kimseler size daha iyisini yazmanız, söylemeniz, becermeniz için engel olmuyor. Buyurun daha iyisini yazın biz de okuyalım, takdirinizi ve değerinizi ölçelim, biçelim, verelim. Bu anlamda Hasan Bildirici´nin güçlü bir anlatı ustası olduğunu, Türkçe yazılan Kürt edebiyatının hele hele romanının en zirvelerinde bulunduğunu bir kez daha söylemek ne onu övmek, ne de birilerine bir yerlere mesaj göndermek anlamına gelir. Sadece sıradan bir doğrunun saptanmasıdır bu.

İnsan ruhunu iyi tanıyan Hasan Bildirici bu eseri ile bilinen ve artık klasikleşmiş Kürt anlatısının dışına çıkarak bizim dünyamızın dışında da bir dünyanın olduğunu bize gösteriyor.

2010

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden /  Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden /  Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden /  Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden /  Ändern )

Verbinde mit %s